Regl ağrısı tatlıya bağlandı

26 Temmuz 2011 Yazan  
Kategori Genel

Premenstürel Sendrom (PMS) olarak bilinen regl dönemi öncesi ağrılarına lezzetli bir çözüm sunuldu.Bir Amerikan şirketinin internet üstünden satışa sunduğu çikolata, içeriğindeki hayıt ve yaban mersini sayesinde regl öncesi ağrıyı azaltıyor. Bu iki doğal madde, antiinflamatuar (iltihap sökücü) özellikli. Daha önce kalp sağlığını güçlendirdiği iddia edilen bir çikolata ile hamileler için özel bir çikolatayı piyasaya süren şirketin yeni ürününün fiyatları, 12 ila 40 dolar arasında değişiyor.

Baş Ağrısı En Çok Kadınları Seviyor!

26 Temmuz 2011 Yazan  
Kategori Genel, Sağlık

Günlük hayatın koşuşturması ve yoğun iş temposu içinde en sık görülen rahatsızlıklardan birinin gerilim tipi baş ağrısı olduğuna dikkat çeken Uz. Dr. Abdullah Özkardeş, baş ağrısı hakkında bilgi verdi ve önemli tavsiyelerde bulundu.

Baş ağrısı nedeniyle yılda 10 milyondan fazla insan doktora veya acil servise gitmektedir. Baş ağrısı yapabilen 300’den daha fazla tıbbi hastalık bilinmektedir. Baş ağrıları genel olarak 2 gruba ayrılabilir;

Primer baş ağrıları: Migren, gerilim tipi baş ağrısı ve küme baş ağrısı. Baş ağrılarının %90’ından fazlası bu gruba girer.

Sekonder baş ağrıları: Başka bir hastalık nedeni ile ortaya çıkan baş ağrıları (Enfeksiyonlar, kafa içinde yer tutan tümörler, damarı ilgilendiren hastalıklar)

Gerilim tipi baş ağrısı (GBA), erkeklerin %69’unu ve bayanların %88’ini hayatlarının herhangi bir döneminde etkiler. Herhangi bir yaşta görülebilmekle birlikte en çok genç erişkin yaşlarda görülür. “Episodik” ve “kronik” olarak adlandırılan iki gruba ayrılabilir:

Episodik ağrılar, 30 dakika-7gün süren, baskılayıcı ve sıkıştırıcı karakterde ve başın her iki yanını tutan ağrılardır. Geçirilmiş en az 10 atak olmalıdır. Ağrı, alına ve enseye yayılabilir. Yılda 180 kezden az görülür ve şiddetli ağrı değildirler. Fiziksel aktivite ile artmayan ve bulantı yapmayan ağrılardır. Işık ve sesten birine karşı hassasiyet olabilir.

Kronik gerilim tipi baş ağrılarında ise, hasta ayda en az 15 kez ve yılda en az 6 ay ağrı çeker.

Hastalık başlangıcında stres veya gerginlik olabilir. Bu faktörler kas kasılmasına veya kan akımında azalmaya neden olmazsa da, baş çevreleyen kaslarda hassasiyete neden olabilir. Kronik gerilim tipi baş ağrısında depresyon, altta gizlenen bir neden olarak aranabilir.

Hasankey görülmeye değer

26 Temmuz 2011 Yazan  
Kategori Genel, Kültür & Sanat

Batman’ın Hasankeyf İlçesi’nden geçen Dicle Nehri kenarında Japon bilim adamlarının yaptığı kazıda neolitik döneme ait yaban geyiklerine ait boynuz ve yerleşim yeri izlerine rastlandı. Hasankeyf Kazı Başkanı Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam başkanlığında Hasankeyf’e 700 metre mesafedeki Dicle nehri kenarında ki höyükte yapılan kazılarda M. Ö dönemkine ait 9500 yıl öncesine hayvan kemikleri ve yerleşim yerine rastlandı.

Ilısu barajı tehdidi altında olan tarihi Hasanakeyf’te yaklaşık 10 bin yıl öncesine ait yaban geyikleri boynuzu ve yerleşim izlerine rastlandı. Hasankeyf kazılarından sorumlu Prof. Dr. Abdüsselam Uluçam, ilçe merkezine 700 metre mesafede bu yıl kazı çalışması yaptıklarını belirterek, “Hasankeyf’in yerleşim alanı olarak Ortaçağ bölgesinde kazılacak kamu alanı kalmadığı için bu sene Hasankeyf’e 700 metre uzaklıkta iki yerde kazı yapıyoruz.

Bunlardan biri Süryanilere ait kilise bulduğumuz için Süryani yerleşim alanı dedik. Hemen aşağısında ise Hasankeyf höyüğünde kazı çalışmaları sürüyor. Höyük kazıları Japonya’dan 17 bilim adamı tarafından kazılıyor. Süryani kilisesi alanında ise Batman Üniversitesi öğrencileri kazı yapmakta. Temmuz sonu itibarıyla kazı çalışmaları sona erecek. Bu arada kazı çalışmalarında çok sayıda hayvan kemiklerine rastlandı. Bu yabani hayvanlarla ilgili kemiklerin ne olduğu konusunda araştırmalar sürüyor. Kazılarda çıkan buluntuları depolarımızda birleştirerek müzelere göndereceğiz” dedi.

Ayrıca Yavuz Sultan Selim dönemine ait Osmanlı kitabelerinin de bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Uluçam, “1517 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından yapılan Osmanlı dönemine ait camide Osmanlıca yazılı kitabede bulundu. Osmanlıca yazılmış, yani Türkçe bir kitabe de bulundu. Hasankeyf höyüğünde 2009 yılında kazı çalışmalarına başladık ancak Tsukuba Üniversitesi’nden Doç. Dr. Yutaka Miyake başkanlığında 7 kişilik Japon bilim adamlarının yürüttüğü bir kazı çalışması daha yapılıyor.

Burası Hasankeyf’in 9500 yıl önce neolitik döneminde yaşandığını net bulgularla, gerek hayvan kemikleri, gerekse o dönemin evlerin yapı biçimleriyle, ilk defa verilere dayalı olarak kanıtlandı. Neolitik dönem yani Anadolu’daki Çatalhöyük’ün çağdışı bir yerleşim alanı olduğunu gördük. Biz arkeolojide kesin tarihe, bulguya dayalı konuşuyoruz. Bu höyükte hayvan kemikleri, hepsi av hayvanı ve evlerin basit şekillenmesiyle de 9500 yılına ait olduğunu neolitik yerleşim alanı olduğunu belgeledik.

17 JAPON HÖYÜK KAZILARINDA

Batman’ın Hasankeyf ilçesi Dicle nehri kenarındaki ‘Hasankeyf Höyüğü’nde kazı çalışması yapan Japonya Tsukuba Üniversitesi’nden Doç. Dr. Yutaka Miyake başkanlığında 17 Japon bilim adamı kazı çalışmalarını sürdürüyor. Höyükte Neolitik dönemine ait geyik boynuzları ve yerleşim alanına raslandığını belirten Doç. Dr. Yutaka Miyake, “Hasankeyf höyüğünde çok sayıda yuvarlak yada şöbe biçimli yapı kalıntılarına rastlandı.

Yapı kalıntılarının yuvarlak olması, bir dönemin paleolitik Çağ sonu yada Neolitik Çağ başlarına ait olduğunu göstermektedir. Burada üç döneme ait bulgular var. En üstü Helenistik, ondan sonra Demirçağ var. Esas bulgular neolitik tabakalar daha fazladır. Tarih olarak Neolitiğin başında gösteriyor. Burada elde ettiğimiz bulgulara göre M. Ö. 9500 yıllarına ait olabileceğini düşünüyoruz. Bu dönemde henüz tarıma alınmış bitkilere, nede evcilleştirilmiş hayvanlara rastlanmamıştır” şeklinde konuştu.

Çocuklar Karagöz-Hacivat İzledi

26 Temmuz 2011 Yazan  
Kategori Genel, Kültür & Sanat

Ada Alışveriş Merkezi (Ada AVM) ‘Karagöz ve Hacivat’ı çocuklarda buluşturdu.

İstanbul Üniversitesi’nin (İTÜ) İlker Girgin, Durmuş Çetin, Elifnur Özdemir, Mücahit Demir ve Yaren Çetin’den oluşan tiyatro ekibi Oyuncuları, çocuklar için ‘Karagöz ve Hacivat’ Oyununu sergiledi.

İTÜ Oyuncuları, çocukların zararlı alışkanlıklardan uzak durmaları konusunda eğitici bilgileri de Oyun içerisine serpiştirerek verdi.

Ekonomi Sağlam, Kriz Beklemiyoruz

26 Temmuz 2011 Yazan  
Kategori Ekonomi, Genel

Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin sağlam temeller üzerine oturduğuna dikkat çekerek, bir sorun beklemediklerini söyledi.
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin sağlam temeller üzerine oturduğuna dikkat çekerek, bir sorun beklemediklerini söyledi. Dünyadaki gelişmelerin Türkiye’ye dönemsel yansımalarının olabileceğini ifade eden Yılmaz, bunları kriz olarak nitelemenin doğru olmayacağını kaydetti.

Kalkınma Bakanı Yılmaz, Uluslararası Basın Derneği yönetim kurulunu kabul etti. Yılmaz, kabulde yaptığı açıklamada, Türkiye’de siyasi ve Mali istikrar olduğuna dikkat çekerek, “Ekonomi sağlam, bu nedenle sorun beklemiyoruz. Bankacılık sektörü güçlü; tüketici, yatırımcı güveni tam. Dünyadaki gelişmelerin Türkiye’ye yansımaları, dönemsel etkileri olacaktır ama bunu kriz olarak nitelemek doğru değil. ” diye konuştu.

Ülke ve bölge için yoğun çalışma içerisinde olduklarını aktaran Bakan Yılmaz, yerel medyadaki canlılığın Türkiye’nin geldiği seviyeyi göstermesi açısından önemli olduğunu vurguladı. 2023 vizyonunu yakalamak için çok gayret edeceklerini belirten Yılmaz, yüksek performanslı büyümenin devam edeceğini, ancak yüksek büyümeyi istikrarlı götürmek istediklerini kaydetti. Sivil anayasanın birinci gündem maddesi olduğunu söyleyen Yılmaz, seçim öncesinde tüm partilerin taahhüdü olan yeni anayasayı hep birlikte çıkarmak istediklerini bildirdi. Yılmaz, partilerin taahhütlerini yerine getirip getirmeyeceklerinin sivil anayasa konusunda belli olacağını ifade etti.

Uluslararası Basın Derneği Başkanı Sinan Burhan da yeni hükümetin ülke için hayırlı Uğurlu olması temennisinde bulunurken; birlik, beraberlik içerisinde yeni bir anayasa yapılması gerektiğini kaydetti. Türkiye’nin, her geçen gün bölge ve dünyada etkinliğinin arttığına dikkat çeken Burhan, bu nedenle yabancı basın mensuplarının Türkiye’ye büyük önem verdiğini bildirdi. Dernek olarak basın mensuplarına yardımcı olmayı hedeflediklerini aktaran Burhan, meslektaşlarına yönelik çeşitli çalışmalar yapacaklarını kaydetti.

ah erkekler

25 Temmuz 2011 Yazan  
Kategori Erkekler, Genel, KadınLar

Yapılan araştırmalar, kadınların erkeklerden duymak istedikleri ama duyamadıkları sözcükleri ortaya çıkardı…

- Haklısın benim suçum.

- 2 yıldır kimseyle birlikte olmadım.

- Camların silinmesi lazım.

- Bulaşığı ben yıkarım.

- Annenin gelmesi çok hoş.

- Ne dersin bir evlilik danışmanına gitsek mi?

- Pazar günü öğlene kadar uyumak yerine, güzel bir yerde sabah kahvaltısı yapalım.

- Hayatım sen yorulma. Gömleğimi ben ütülerim.

- Çocukları okula ben gönderirim. Kahvaltılarını da ben hazırlarım.

- Maç izlemekten vazgeçtim.

- Alışverişi ben yaparım.

- Arabaya bindiğimde emniyet kemerini takacağım.

- Bu gece, seni dinlemek için geç uyuyacağım.

Ahh erkekler ahhhh…. :)

5 adımda kendiniz

25 Temmuz 2011 Yazan  
Kategori Genel, KadınLar

Kendini dinleyen, hayatına değer veren insanlar öncelikli olarak kendine yatırım yapmaya başlarlar ya da başlamak isterler. Bu başlangıç genellikle, yeni bir diyet programı, cilt bakım uygulamaları gibi dış görünüş ile ilgili birçok kararlar içerir.

Genç ve güzel görünmek ya da sürekli genç kalmak için mutlaka bir dermatologa yardımı alınmalıdır. Çünkü:

1) Eğer cilt kuruluğuna bağlı ya da fazla yağlanmaya bağlı erken deri yaşlanması varsa; uygun ürün önerisi ile bunları engellemiş olursunuz. Pahalı ürünlere harcanacak kayıplar azalır, deri tipine uygun en ideal tedavi sağlanmış olur. Alerjik ya da hassas cilde sahipseniz, özel ürün kullanım gerekliliğini de öğrenebilirsiniz.

2) Deriniz olduğundan daha yaşlı ise, uygulanacak botox, deri altına enjekte edilecek vitamin ve kolajen enjeksiyonu, yüze ve vücuda uygulanacak peeling tedavisi ile 5-10 yıl öncesine gerilemek hiç zor olmayacaktır.

Bu tedaviler, kişiye abartılı ya da korkunç gelse bile uygun ellerde, uygun dozlarda, uygun kişilerde mucizevi sonuçlar yaratacaktır. Kişinin kendisini iyi hissetmesine ve de sürekli genç kalması konusunda motive olmasına neden olacaktır.

3) Kilo ya da selülit problemleri için, bilinçsiz alınan uygulamalar bazen hastaya daha fazla zarar verebiliyor. Doğru program alabilmek için kişinin yaşı, kilosu, yağ oranı, yaşam tarzı, ilaç alerjileri, varislerinin olup olmaması çok önemlidir. Bu problemlere tek tip bir tedavi yaklaşımı söz konusu bile olamaz. Herkes için uygun protokol mutlaka uzman görüşüyle değerlendirilmelidir. Kimi mezoterapiden yarar görürken, kimi egzersiz yapmalı, kimi kavitasyona uygunken, kimi de farklı bir tedavi gerekliliğine ihtiyaç duyabilir.

4) Genç ve zayıf görünmek, pürüzsüz bir deriye sahip olmak herkesin tutkusudur. Diğer en önemli kozmetik kaygı ise, tüylerden kurtulmaktır. Her kıl tipi kökten yok edilmeye müsait olmayabilir. Kişinin deri ve kıl rengi, kıl kalınlığı ya da dahili problemleri özellikle lazer epilasyon tedavilerine yanıt için önemli faktörlerdir. Özellikle internet sitelerinde satılan programlara rağbet arttıkça, başarısız tedavi sonuçları artmaktadır. Görmeden ya da görüşme yapmadan satın alınan programlar çoğunlukla çöpe atılan paralarla sonuçlanmaktadır. İşin uzmanı ile görüşmeden vereceğiniz kararlar hem sağlığınız hem de paranız için kayıplarla sonuçlanabilir. Bunların hepsi yeni yıl heveslerini geriletebilir.

5) Problemi deride lekelenmeler ya da akneler ya da akne izleri olanlar için de birçok çözüm yolu geliştirilmiş durumdadır. Gerek ilaç tedavileri, gerek lazer ya da soyma tedavileri kişinin daha iyi görünmesine bazen de tamamen problemin geçmesine katkıda bulunacaktır. Yeni bir yıla girerken kararlı olmak ve de sorununun tedavisinin olup olmadığını öğrenmek için mutlaka dermatologa başvurmak gerekir.

İlginç buluş…Farenin böbreğinde diş üretildi

25 Temmuz 2011 Yazan  
Kategori Genel, TeknoLoji

Tokya Üniversitesi’nden Takaşi Tsuji ve ekibi dişin oluşumu için gerekli hücreleri bir araya getirerek “diş tohumu” elde etti.

Hücreler birbirleriyle etkileşime geçti ve gerçek bir dişin oluşumu için gerekli dokularda büyüme süreci başladı. Ardından küçük plastik parçasına sarılan “diş tohumu” bir farenin böbreğine yerleştirildi. Yeterince büyüdükten sonra diş, başka bir farenin diş etine nakledildi ve dişin doğal bir diş gibi ağız ortamına uyum sağladığı, sinirlerle ve kan damarlarıyla birleştiği görüldü.
Yeni tekniğin daha öncekilerden kısa sürede (yaklaşık 10 gün) diş elde edilmesini sağladığını belirten bilim adamları, araştırmanın ilk aşamasında olduklarını, yöntemin henüz insanlarda uygulanamayacağını vurguladı. Japon bilim adamları laboratuvar ortamında hücreden diş üretmeyi başarmıştı. Farelerden alınan bazı hücrelerden elde edilen diş tohumu daha sonra bir farenin ağzına yerleştirilmiş ve iki hafta sonra dişin farenin ağzında büyümeye başladığı ve doğal bir dişle aynı özellikleri taşıdığı görülmüştü.

SBS’ye itiraz dilekçeleri sonuçlandırıldı

21 Temmuz 2011 Yazan  
Kategori Genel, Gündem

Yetkililer, sınav sonuçlarının yanlış hesaplandığına ilişkin bir sıkıntının olmadığını bildirdi.

Seviye Belirleme Sınavı’nı (SBS) kazanan ilköğretim 8. sınıf öğrencileri tercih başvuru süresi bugün sona eriyor. Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinden edinilen bilgiye göre, tercih süresi uzatılmayacak.

SBS sonuçlarına yaklaşık 2 bin adayın dilekçeyle itiraz ettiği ifade edilerek, bütün dilekçelerin sonuçlandırıldığı belirtildi.

İtirazların çoğunluğunun sınav sonuçlarına yönelik olduğu ifade edilerek, yurt dışında okuyan öğrencilerin okudukları yılların muaf tutulmasına yönelik bilgilerin okullar tarafından sisteme girilmemesine ilişkin de itirazların olduğu bildirildi.

Yaklaşık 3-5 öğrencinin kitapçık türünü işaretlemeyerek düşük puan aldığı ifade edilerek, bu öğrencilerin yaptığı itirazların, öğretmenlerin imzaladığı salon yoklama fişinden kontroller edildiği ve gerekli düzeltmelerin gerçekleştirildiği bilgisi aktarıldı.

Puanların yanlış hesaplandığına yönelik itirazların ise hesaplama türünü anlamamaktan kaynaklandığı belirtilerek, “puanların yanlış hesaplanması” gibi bir sıkıntının olmadığının altı çizildi.

Yerleştirme sonuçları ise 26 Temmuz 2011 tarihinde açıklanacak.

o bir efsane

21 Temmuz 2011 Yazan  
Kategori Genel

70’ine gelmiş küçük dev adam Paul Simon, İstanbul Caz Festivali kapsamında çıktığı Açıkhava’da 1968’den 2000’lere uzanan bir Simon retrospektifi sergiledi… 1.5 saat süren konserin üzerine müzik tarihinin en uzun bis’lerinden birine imza atarak 45 dakika daha sahnede kaldı. Ama, neredeyse bütün şarkılara muntazam bir koro olarak eşlik eden seyirci de bunu hak ediyordu gerçekten…
ASU MARO

Hani “Türkiye’ye kim gelsin istersiniz?” diye sorulsa, pek çok kişinin ‘rüya listesinin’ başını çekecek bir isimdir Paul Simon. Onu 60’ların sonunda Simon and Garfunkel döneminden yakalayamayanlar, 86’daki “Graceland” rüzgârına kapılmıştır mutlaka. Böylelikle iki ayrı kuşağın en kıymetlileri arasında yerini almıştır.
Nitekim bu rüya gerçek olup, 70’ine gelmiş küçük dev adam İstanbul Caz Festivali kapsamında, Sony’nin katkılarıyla Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nu şereflendirecek olunca yaşanan heyecan da, önceki gün konser alanını dolduran kitlenin profili de durumu açıkça ortaya koyuyordu. 35 yaş civarı Simon’cıların anne-babalarıyla beraber gelip merdivenlere kadar her köşeyi doldurduğu ve ebeveynlerin kesinlikle daha çok eğlendiği, muazzam bir gece oldu.

Çok şey kaçırdılar
Repertuvarda sürpriz yoktu, bütün internet sitelerinde yayınlanan sıralamayla çıktı Paul Simon. Ve çok da insaflı bir repertuvar bu, çünkü birkaç ay önce çıkan son albümü “So Beautiful or So What”ın turnesinde olsa da, sadece 5 yeni şarkı söyledi. Gerisi, 1968’den 2000’lere uzanan bir Simon retrospektifi. “Hep bilmediğimiz şarkılar” diyerek yarıda çıkanlar çok şey kaçırdı özetle.
“Boy in the Bubble” ile başladı konser. Sahnede çok genç, neredeyse ‘yaşsız’ görünüyor Paul Simon. Sesi deseniz, 68’de neyse o. Çok konuşmuyor ama son derece sempatik. Üstelik İstanbul seyircisinden çok etkilendiği, “Gelmeden hiçbir fikrim yoktu, İstanbul seyircisine hayran kaldım” dediği, kulisten uçan haberler arasında. Zaten buna kuşkumuz da yoktu, çünkü 1.5 saat süren konserin üzerine müzik tarihinin en uzun bis’lerinden birine imza atarak 45 dakika daha sahnede kaldı. Ama, neredeyse bütün şarkılara muntazam bir koro olarak eşlik eden seyirci de bunu hak ediyordu gerçekten.
Daha üçüncü şarkıda unutulmaz “50 Ways to Leave Your Lover”a girerek gelecek güzel saatlerin müjdesini vermiş oldu Simon. Sonra yeni şarkıların arasına “Diamonds on the Soles of her Shoes”ları, “Peace Like a River”ları, o dönemki sevgilisi Carrie Fisher için yazdığı “Hearts and Bones”u, “The Obvious Child”ı ve daha nicelerini serpiştire serpiştire finale geldi. Tabii buna final demek ne derece doğru; ortalık alkıştan yıkıldı, o geri döndü ve adeta konser yeniden başladı. Bu arada orkestradan da söz etmeli, 8 kişiler, müthişler, aralarında “Graceland”den beri Simon ile olanlar var. Sahnede çalınan enstrüman sayısını tam olarak veremiyorlar ama 52’nin üstünde olduğu kesin.
Sadece Paul Simon’ın konser boyunca kullandığı gitar sayısı 23… Ve sound için öyle titizleniyorlar ki ilk kez bir festival konserinde ikinci bir ses masası kurulmuş ekibin isteği üzerine.

Özel teşekkür
“Sound of Silence” ile başlayan bis, “Kodachrome” gibi “Late in the Evening” gibi Simon klasiklerinden Beatles cover’ı “Here Comes the Sun”a uzanıyor… Georges Harrison’a bir özel teşekkür gönderiyor Simon…
Bu arada seyirci avazı çıktığı kadar bağırıyor, yarısı “Graceland”in peşinde, yarısı efsane “The Graduate” filminin şarkısı “Mrs. Robinson”ın. Ama ikisi de kazanamıyor, ikinci bis’te “Still Crazy After All These Years” ve “You Can Call Me Al”i dinliyoruz. Artık bütün Açıkhava ayakta. Ve bu coşkunun ödülü olarak diğer ülkelere bahşedilmeyen bir onurla, Simon and Garfunkel’ın ilk hitlerinden “The Boxer” ile ödüllendiriliyoruz.
Rüya bitiyor, Simon gidiyor ve birden Frank Sinatra’nın sesi dolduruyor Açıkhava’yı: “God bless you please*, Mrs. Robinson”… “Şaka olmalı” diyerek çıkıp gidiyoruz…
* “Tanrı sizi kutsasın”

Sonraki yazılar »