Hafta Nicin 7 Gündür.
08 Ocak 2011 Yazan admin
Kategori Genel Kültür
Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısının 7 oluşu, bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu bu sayının önemini daha da artırdı. Bir dönem Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.
Timsah
08 Ocak 2011 Yazan admin
Kategori Genel Kültür
Yetişkin bir timsah tam 3 yıl yemek yemeden, su içmeden yaşayabilir. Bir insansa yemek yemeden 5 gün, su içmeden 3 gün ancak yaşayabilir
Parmak
08 Ocak 2011 Yazan admin
Kategori Genel Kültür
Parmak Niye Çıtlar?
Bazı insanlar her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkarırlar. Yani çıtlatırlar da diyebiliyoruz. Çoğumuz buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar hallerinden memnun görünürler.
En çok ve kolaylıkla çıtlayan yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin parmaklarımızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü vardır. Bu kapsülün içinde kemiklerin hareketleri sırasında buraları yağlayan bir sıvı vardır. Bu sıvının içinde erimiş halde oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur. Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte kulağımıza gelen bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar neticesinde gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerlerinin hareket kabiliyetini artırır.
Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içerisinde tekrar oluşması biraz zaman alır
Bunları biliyormuydunuz …
08 Ocak 2011 Yazan admin
Kategori Genel Kültür
ÖKSÜREREK İNSAN ÖLDÜREN HAYVAN
Dağ sıçanı!..
Dağ sıçanları hıyarcıklı veba hastalığına karşı hassastırlar ve bu hastağılı öksürerek etraflarına yayarlar. Pirelere, sıçanlara ve en ninayetinde de insanlara bulaştırırlar. Dağ sıçanlarından ölen insanların sayısı tahmini 1 milyardır. En tehlikeli ikinci hayvandır.
ŞU ANA KADAR YAŞAMIŞ EN TEHLİKELİ HAYVAN HANGİSİDİR?
Uzatmadan söyleyelim: Sivrisinekler!..
Şu ana kadar ölmüş olan insanların yarısını (muhtemelen 45 milyar kişi) dişi sivrisinekler öldürmüştür. Erkek sivrisinekler sadece ısırır.
Sivrisinekler potansiyel olarak ölümcül olan 100&
8242;den fazla hastalık taşır: Sıtma, sarı humma, dang humması, ansefalit, filarya enfestasyonu ve fil hastalığı gibi… Sivrisinekler günümüzde bile her 12 asniyede bir kişiyi öldürüyorlar
KAÇ BURUN DELİĞİMİZ VAR?
Dört… İki görebildiğimiz, iki de göremediğimiz…
Bu keşif balıkların nasıl nefes aldığının gözlenmesi sonucunda ortaya çıktı. Çoğunun İKİ ÇİFT burun deliği vardır. Ön yüzdeki bir çift suyun girişi, bir çif “egzoz borusu” da suyun çıkışı içindir.
Asıl soru şu: İnsanlar balıktan evrimleştiyse diğer iki burun deliği nereye gitti?
Cevabı: Kafanın içine girerek choannae (huniler) denilen iç burun delikleri haline geldiler. Bunlar boğaza bağlanır ve burundan nefes alabilmemizi sağlarlar.
DÜNYADAKİ EN KURAK YER NERESİDİR?
Antarktika’dır.
Kıtanın bazı kesimleri 2 milyon yıldır yağmur yüzü görmedi.
Bir çöl teknik olarak yılda 254 mm’den az yağış alan yer olarak tanımlanır. Sahra çölü yılda sadece 25 mm yağış alır. Antarktika’ya düşen yıllık yağış da hemen hemen aynıdır ama kıtanın Kurak Vadiler olarak bilinen yüzde 2&
8242;lik kısmında buz ve kar yoktur ve buraya hiç yağmur yağmaz.
YAŞAYAN EN BÜYÜK ŞEY NEDİR?
Bir mantar. Ve bu çok nadir görülen bir mantar türü de değildir… Kesilmiş bir ağaç kütüğünün üzerinde büyüyen bal mantarından bahsediyoruz…
Bu türün Oregon’daki Malheur Ulusal Ormanı’ndaki numunesi tam 890 hektarlık bir alan kaplıyor ve yaşı da 2000 ila 8000 arasında…
BUKALEMUNLAR RENK DEĞİŞTİRMEZ
Bulundukları ortama uymak için bukalemun renk değiştirmez. Bunu hiç yapmamışlardır. Bu tamamıyla uydurmadır.
Onlar değişik duygusal haller sonucunda renk değiştirirler. Korktuklarında, bir tehlike atlattıklarında ya da bir kavgada başka bir bukalemunu alt ettiklerinde… Eğer değiştirdikleri renk ortama uyuyorsa tamamen tesadüftür
KIRKAYAĞIN KAÇ AYAĞI VARDIR?
40 olmadığı kesin ama 100 de değil!
Kırkayak kelimesi, Latince, “yüz ayak” anlamına gelen “centipeda” kelimesinden gelmektedir. Ancak yüzyıllardır incelenmelerine rağmen, henüz yüz ayağa sahip bir kırkayağa rastlanmamış. Bazılarının yüzden çok, bazılarının da yüzden az ayağı varmış. Yüze en yakın ayak sayısına sahip olan, 96 ayaklı kırkayak 1999 yılında keşfedilmiş. Bu kırkayak aynı zamanda, ayak çifti, çift sayı olan tek türmüş. Yani 48 çift ayağı varmış. Diğer bütün kırkayakların ayak sayıları 15 çiftle 191 çift arasında değişmekteymiş.
SAVAŞTAN ÜÇ KAT DAHA TEHLİKELİ ŞEY?
Çalışmak!..
Çalışmak, içki uyuşturucu ya da savaştan çok daha fazla insan öldürmektedir.
Her yıl yaklaşık iki milyon insan işle ilgili kazalar ya da hastalıklar yüzünden ölüyor. Buna karşılık savaşlarda her yıl 650 bin kişi ölüyor.
SU NE RENKTİR?
Alışıldık cevap suyun rengi olmadığıdır. Su şeffaf ya da saydamdır.
Yanlış. Su aslında mavidir. Son derece soluk olsa da yine de mavidir. Donmuş bir şelalelin kalın buzlarının içine baktığınızda yada büyük ve beyaz bir havuza su doldurduğunuzda suyun mavi olduğunu göreceksiniz…
EDİSON’UN HANGİ İCADINI HER GÜN KULLANIRIZ?
ALO kelimesini… (Orijinali Hello)
Edison 3 ila 6 metre uzaktan duyulabileceği için telefon görüşmelerine Alo diyerek başlamak gerektiğini söylemiştir. Edison bunu Graham Bell’in ilk telefonunu test ederken keşfetmiştir. Beli ise denizcilerin kullandığı “ahoy, hoy, hey, ho” gibi ünlemleri tercih ediyordu.
AY NASIL KOKAR?
Anlaşıldığı kadarıyla barut gibi…
Ay’da yalnızca 12 kişi yürüdü; bunların hepsi de Amerikalıydı. Astronotlar Ay’daki toprağın kara benzediğini, barut gibi koktuğunu ve tadının çok kötü olmadığını söylediler. Bu toprak büyük ölçüde Ay’ın yüzeyine çarpan göstaşlarının yol açtığı silikon dioksitten meydana gelmektedir. Bunun yanı sıra demir, kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller içerir.
MADDENİN KAÇ HALİ VARDIR?
Çok basit, üç: Katı, sıvı, gaz’ diyenler yanıldı. Çünkü maddenin tam 15 tane hali vardır:
Katı, amorf katı, sıvı, gaz, plazma, süper akışkan, süper katı, dejenere katı, nötrünoyum, güçlü simetrik madde, zayıf simetrik madde, kuarkgluon plazma, fermiyonik yoğunlaştırma, Bose-Einstein yoğunlaştırması, acayip madde
Bugünlerde
08 Ocak 2011 Yazan admin
Kategori Genel Kültür
Bugünlerde…
Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı. Daha büyük evlerde kalıyoruz, daha küçük ailelerde yaşıyoruz. Konforumuz arttı, zamanımız daraldı. Diplomamız bol, sağduyumuz az. Uzmanlıklar arttı, sıkıntılar çoğaldı. İlaçlar peynir ekmek gibi, hastalıklar arttı. Sorumsuzca para harcıyoruz, az gülüyoruz. Trafikte çok hızlıyız, çabuk parlıyoruz. Akşam geç yatıyor, sabah yorgun uyanıyoruz. Az kitap okuyor, çok TV izliyoruz, çok konuşuyoruz, az gönül veriyoruz ve çok fazla yalan söylüyoruz. Varlığımız artırdık, değerlerimizi yitirdik. Para kazanmayı öğrendik, yuva kurmayı beceremedik. Hayata yıllar ekledik, yıllara hayat katamadık. Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz, komşuya geçmek için karşıya geçemiyoruz. Uzaya ulaştık, ruhun derinliklerine ulaşamıyoruz. Havayı temizledik, ruhları kirlettik, temizleyemiyoruz. Atomu parçaladık, önyargıları yıkamadık. Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuç alıyoruz. Acele etmeyi öğrendik, sabırlı olmayı asla. Gelirimiz arttı, karakterimiz zayıfladı. Tanıdıklar çoğaldı, dostlar eksildi. Çabalar arttı, mutluluklar azaldı.
Bilgisayar ağları kuruyoruz, bilgi otoyolları inşa ediyoruz, kendi aramızdaki iletişimde zorlanıyoruz. “Dünya barışı” der, silahlanırız! Daha mutlu olmak için “somurtarak” çalışırız bugünlerde. Eve çift maaşın girdiği, çiftlerin boşandığı… Güzel evlerin yuva olmadığı… Kısa seyahatlerin, kâğıt mendil gibi ilişkilerin… Yıka çık gönüllerin… Kilo kilo dertlerin ve her derde deva vitaminlerin… Vitrinlerin dolu, gönüllerin boş olduğu günlerde yaşıyoruz!
Bugünlerde..
Mustafa Kemal Hakkında 30 Özel Şey
08 Ocak 2011 Yazan admin
Kategori Genel Kültür
1.”ATA” LAFINI SEVMEZDİ
“Atatürk” hitabını ilk kez dönemin Türk Dil Kurumu Başkanı bir
konuşmasında kullanmış, Mustafa Kemal de çok beğenerek soyadı olarak
almıştı. Kendisine “Ata” diye hitap edilmesinden hiç hoşlanmazdı.
2.EN SEVDİĞİ YEMEK
Manastır Askeri Lisesi yıllarından kalan bir alışkanlıkla hayatı
boyunca en sevdiği yemek kuru fasulye ve pilav olarak kaldı. Tatlıya
düşkün değildi ama cani istediğinde çok sevdiği gül reçelini tercih
ederdi.
3.EN BÜYÜK HAYALİ DÜNYA TURUNA ÇIKMAKTI
Ömrü yetseydi bir dünya turuna çıkıp Türk dili ve tarihi üzerindeki
çalışmalarını genişletmek en büyük hayaliydi.
4.BAŞUCU KİTABI “ÇALIKUŞU” YDU.
Binlerce kitabı vardı. Ama bunların arasında bir tanesini hayatı
boyunca hatta cephede bile başucundan ayırmadı. Reşat Nuri
Güntekin’in ünlü Çalıkuşu” romanını hep yanında taşır, her gün
rasgele bir yerinden açar, birkaç sayfa okurdu.
5.KABUL SALONUNDAKİ AT YAVRUSU
Atlardan sonra en sevdiği hayvan köpekti. “Fox” adını verdiği köpeği,
Gazi`nin yatağının ayakucunda uyurdu. Hayvanlara düşkünlüğü o
dereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş
bir tayla annesinin Çankaya Köşkü kabul salonuna getirilmesini bile
emretmişti.
6.TAM BİR SALON ADAMI
En sevdiği dans valsti. Müzik zevki çeşitlilik gösteriyordu. Klasik
Batı müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.
7.GÖMLEKLERİNİN TÜMÜ BEYAZDI
Gömleklerinin hepsi beyazdı. Bu gömlekler ilk yıllarda İsviçre`de
özel olarak dikilirken sonra yerli malı kullanma kampanyasına öncülük
edebilmek için Beyoğlu`nda bir terziye diktirilmeye başlanmıştı.
8.DOLABINDA LACİVERTE YER YOKTU
Takım elbiselerinin tasarımlarını hep kendisi çizerdi. Lacivert takim
giymeyi sevmezdi.
9.ÖLÇÜLERİ
Boyu 1.74 idi. Hayatının son dönemlerine kadar 76 olan kilosu
hastalığının ilerlemeye başlamasıyla 46′ya kadar düşmüştü. 43 numara
siyah rugan ayakkabı giyerdi.
10.RUMELİ ŞİVESİ
Özenli ve temiz bir Türkçe konuşurdu. Ancak bazı kelimeleri Rumeli
şivesiyle telaffuz ederdi.
11.HAZİN BİR HİKÂYE
Hayatında bir dönem çok önemli yer tutan, Mustafa Kemal`in
evlenmesinden sonra hayatına trajik bir şekilde son veren Fikriye
Hanım`ın mezarının nerede olduğu bilinmiyor.
12.CUMHURBAŞKANLIĞINDAN SIKILIYORDU.
Hayatinin çoğunu geçirdiği savaş cephelerinden sonra Cumhurbaşkanı
olarak geçirdiği yıllar ona bir tecrit yaşantısı gibi geliyor, çok
sevdiği halkından ve sade bir vatandaş yaşamından uzaklaştığını
düşünüyordu.
13.PAPA`NIN TEMSİLCİSİNE ELBİSE
Kıyafet Kanunu çerçevesinde tüm din adamlarının dini kıyafetleriyle
sokağa çıkmaları yasaklanınca, Monsenyör Roncalli`ye kendi terzisi
Kemal Milaslı eliyle bir koleksiyon hazırlattı.
14.KENDİSİ TIRAŞ OLMAZDI.
Sabah kahvaltılarıyla arası hiç hoş değildi. Yataktan kalkar kalkmaz
odasındaki divanın üzerine bağdaş kurarak oturur, günün ilk kahvesini
sigarasını içerdi. Bir özelliği de kendi kendine tıraş olmamasıydı.
15.DÜZEN TAKINTISI VARDI
Evinde, çevresinde hatta konuk olduğu evlerde bile eğri duran
eşyaları düzeltmeden rahat edemezdi.
16.HOŞGÖRÜLÜ LİDER
Köylünün birinin gazete kâğıdına sardığı tütünü içmeye çalışırken eli
yanmış,”Alsın bunu,… kendi içsin” diyerek Atatürk`e küfretmişti. Mahkemeye çıkarılacaktı. Atatürk olayı dinledikten sonra “Onu mahkemeye vereceğinize doğru dürüst sigara içmesini temin edin” dedi.
17.SİGARA PAZARLIĞI
Hastalığının başlangıcında kendisini muayene eden Dr.Fissinger günde
kaç paket sigara içtiğini sormuş, Atatürk “sekiz” demişti. Doktor
bunu günde bir pakete indirmesi gerektiğini söyleyince gülümseyerek
cevap vermişti:”Ben zaten bir paket içiyorum. Bundan sonra bunu
sizin izninizle yapacağım”.
18.”BU NASIL HALKÇILIK?”
Bir sabah milletvekilleri ile trene binmişti. Kondüktörün
milletvekillerinden bilet parası almamasına şaşırmış nedenini
sormuştu. Trenin milletvekillerine bedava olduğunu öğrenince epey
sinirlenmiş, “Ne de güzel halkçılık ama” demişti.
19.”LAİKLİK ADAM OLMAKTIR!”
İlk mecliste bir oturum sırasında üyelerden biri laikliğin ne manaya
geldiğini anlamadığını söyleyince Gazi çok sinirlenmiş ve elini
kürsüye vurarak bir din bilgini olan üyeye cevap vermişti: “Adam
olmak demektir hocam, adam olmak!”
20.KURBANLARI BAĞIŞLARDI
Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara
bakamaz böyle durumlarda sırtını döner ya da kesilmelerini engellerdi.
21.YABANCI DİLE MERAKI
Askeri lisede öğrenmeye başladığı Fransızca’yı sonraki yıllarda
geliştirdi. Zengin bir kelime bilgisi vardı. Konuşurken araya
Fransızca sözcükler de eklerdi.
22.FASULYESİNE POKER
Kumardan hoşlanmaz ama arkadaşlarıyla fasulyesine poker oynardı. Oyun sonunda kazandıklarını iade ederdi.
23.KAN GÖRMEYE DAYANAMAZDI
Cephelerde düşmanla göğüs göğüse savaşmış biri olarak en ilginç
özelliği savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı.
24.KULAKLARI DUYAN TEK KİŞİ.
Fransız tarihçisi Herriot Ankara`ya geldiğinde Gazi`nin kulaklarının
duyuyor olmasına şaşırmış anılarında bunu esprili bir dille anlatmıştı: “T.C`de bir tane kulakları duyan kişi var onu da Cumhurbaşkanı yapmışlar”.
25.BİR RİCASI BAŞ AÇTIRDI
Bir gün halk arasında dolaşırken çarşaflı bir kadına rastlamış,
“Hafız Hanim benim hatırım için basındaki örtüyü açar mısın?” diye
sormuştu. Kadın baş örtüsünü açarak, Atatürk`un önünde eğildi ve
ellerini öptü.
26.BİLARDO VE YÜZME
Sportmen kişiliği vardı. Her gün at biner, yüzmeye gider ve bilardo oynardı.
27.EN BAŞARILI DERS.
Eğitim hayatı boyunca en başarılı dersi matematikti. Pozitif bilimlere ilgisi hayatı boyunca surdu.
28.YAĞCILARA GEÇİT YOK
Yağcılara çok kızardı Bir akşam sofrasında kendisine gereksiz şekilde
iltifat eden Abdulhak Hamit`e müdahale etti.
29.SON YILBAŞI GECESİ
1937`yi 1938`e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı Tevfik
Rüştü Aras ile baş başa geçirmişti. O gece dolabındaki bazı elbiseleri bakana hediye etmişti.
30.KÖŞKTEKİ GÜVERCİNLİK
Kuşları çok severdi. Çankaya Köşkü`nde özel bir bakıcının ilgilendiği
güvercinliği vardı.
Dünyada En hızLı Koşan Kus Hangisidir.
08 Ocak 2011 Yazan admin
Kategori Genel Kültür
En hızlı koşan kuş Devekuşu’dur. (70 km/saat).
Dünya’ya En Yakın Yıldızı.
08 Ocak 2011 Yazan admin
Kategori Genel Kültür
Dünya’ya en yakın yıldız hergün görmeye alıştığımız güneştir. Çoğu insan güneşin de bir yıldız olduğunu düşünmez. Her sabah doğudan doğan hayat kaynağının Dünya’ya en yakın yıldız olduğunu unutmayın.
Bunları biliyormusunuz
08 Ocak 2011 Yazan admin
Kategori Genel Kültür
* Dünya Televizyonlarında prime time’da gösterilen ilk çizgi film Tas Devriydi.
* Coca Cola piyasaya ilk cıktığiında yesil renkteydi.
* Ünlü aile oyunu borsa için Amerikan Merkez Bankasından daha cok para basılıyor.
* Erkekler daha küçük yazılmıs yazıları adınlardan daha iyi okuyor.
* Kadınlar erkeklerden daha iyi duyuyor.
* Zeki insanın saçında daha fazla cinko ve bakır bulunuyor. Dolayısıyla daha parlak oluyor.
* Dünyanın en genç ailesi 1910′da Çin’de kuruldu Erkek 8 Kız 9 yasındaydı.
* Katoliklerin lideri Papa’nın en genci 11 yasındaydı.
* Daktiloyla yazılan ilk roman Tom Sawyer’dır.
* Aralıkta diger aylardan daha fazla gebe kalınıyor.
* ABD’de bir yıl içinde sadece 2 gün profosyonel spor karsılasması oynanmıyor.
* İskambil kartlarındaki her ‘Rua tarihteki bir kralı temsil ediyor.
Maca:David, Kupa:Sarlman, Sinek: Iskender, Karo:Sezar
* Kurşun Gecirmez yelegi, yangın cıkısını, cam silecegini, lazer yazıcıyı kadınlar icad etti. Yaaa, eminim bunu bilmiyordunuz…
* Bozulmayan tek gıda maddesi baldır.
* Amerika’nın %38′i Afrika’nın %28′i bakir.
* Kapadokya’nin Güzel Atlar Diyari anlamina geldigini…
* Kendi dirseğini yalamanın imkansız olduğunu?
* Ördeğin vakvaklamasının yankı yapmadığını ve unu kimsenin açıklayamadığını?
* İdrarın zifiri karanlıkta parladığını?
* Eğer çok şiddetli hapşırırsan, kaburgalarından
birini kırabileceğini?
* Hapşırmayı engellemeye çalışırsan,başındaki veya boynundaki damarlardan birinin yırtılabileceğini ve ölebileceğini?
* Hapşırdığın sırada gözlerini açık tutmaya çalışırsan, yerlerinden fırlayabileceklerini?
* Domuzların vücut yapılarından dolayı hiçbir zaman başlarını yukarı kaldırıp gökyüzüne bakamadıklarını?
* Dünya nüfusunun %50 sinin hiç telefonla
konuşmadığını?
* Farelerin ve atların kusamadıklarını?
* 1 saat sureyle kulaklıkla birşey dinlemenin kulaktaki bakteri sayısını %700 arttırdığını?
* Çakmağın kibritten önce bulunduğunu?
* Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduğunu?
* Bu yazıyı okuyan insanların %75 inden fazlasının, dirseklerini yalamaya çalışacaklarını (gerçekten olmuyor di mi )
* Bir köpekbalığı 100 milyon damla deniz suyu içindeki bir damla kanı hissedebilir.
* Zürafa kulağını 53 santim uzunluğundaki dili ile temizler.
* Einstein 9 yaşına kadar düzgün konuşamamıştır. Ailesi onun özürlü olduğunu düşünmüştür.
* Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil pamuktan yapılır…
Pratik bilgiler
08 Ocak 2011 Yazan admin
Kategori Genel Kültür
ALTIN TEMİZLİĞİ
Bir litre suya 15 gr. sabun rendesi ve 100 gr. amonyak ilave edin. Temizlemek istediğiniz altın eşyalarınızı bu karışımın içinde yarım saat kadar bırakın. Sonra, soğuk suyla durulayın ve bir deri parçasıyla temizleyin.
AMPULLERİN TEMİZLİĞİ
Alkol en iyi temizleyicidir. Ancak ampulün yüzeyi pütürlüyse kesilmiş bir soğan parçasıyla silip nemli bir bezle temizleyin. Ampulün temizliği bittikten sonra ışığı yakmadan, üzerine bir iki damla parfüm sıkın. Odanız cok güzel kokacaktır.
AYAKKABIDAKİ LEKELER
Su lekesi – Boyamadan önce vazelin sürün.
Küf lekesi – Gliserin sürülmüş bir bezle temizleyin.
Spor ayakkabıların temizliği – Ayakkabıyı, benzine batırılmış eski bir diş fırçasıyla ovalayın.
Açık renk ayakkabılardaki lekeler – Benzine batırılmış bir bezle silin.
Koyu renk ayakkabılardaki lekeler – Alkole batırılmış bir bezle temizleyin.
Vernikli ayakkabılar – Süt ve limon suyu döktüğünüz bir bezle temizleyin.
Süet ayakkabılarınızın tüylerini kabartmak – Ayakkabıyı su buharına tutun, ayakkabı iyice kuruyunca tel fırçayla fırçalayın.
Rugan ayakkabılardaki çatlamaları önlemek – Zeytinyağı veya vazelin sürün. Sıcaklık rugan ayakkabıların çatlamalarına sebep olduğu için serin yerde saklanmaları gerekir.
Kahverengi ayakkabıları siyaha boyamak isterseniz önce çiğ patatesle ovalayın sonra siyah cila sürün.
AYNA TEMİZLİĞİ
Gazete kağıdını top haline getirerek, 2 ölçü su ve 1.5 ölçü sirke karışımına batırıp aynanızı bununla silin, arkasından kuru bir bezle kurulayın.
Yarıya bölünmüş çiğ patatesle aynanızı silin, sonra içine az miktarda alkol katılmış suyla durulayın.
Ayrıca aynanızı temizlediğiniz son suya alkol katarsanız sineklerin konmasını engellersiniz.
BLUCİNLERİN RENGİ
Renginin açılmasını istemiyorsanız, yeniyken içine bol miktarda tuz atılmış soğuk suda 12 saat kadar bırakın. Sabit bir renk kazandığını göreceksiniz.
BOYA LEKESİ
Kumaş üzerindeki boya lekeleri için: Leke tazeyse, en etkili temizleyici madde terebentindir. Leke kurumuşsa, sabunlu suyla yıkayın ve birkaç saat bu suda bırakın. Boya iyice yumuşayınca bir bıçakla kazıyın, sonra terebentinle silin.
ÇAMUR LEKESİ
Leke olan elbiseyi hemen fırçalamayın. Çamur lekesi kuruyunca hafif bir fırçalamayla çıkar. Eğer inatçı bir lekeyse, eşit miktardaki su ve sirke karışımıyla silebilirsiniz.
ÇAY LEKESİ
Beyaz kumaştaki lekeyi limon suyuyla silin ve soğuk suyla durulayın.
Renkli kumaştaki taze lekeyi yumurta sarısını suyla karıştırarak ovalayın. Eski bir leke ise gliserinli suyla silmek iyi olacaktır.
Halı üzerindeki çay lekesini, eşit ölçekteki alkol ve sirke karışımı ile silin.
ÇİKLET YAPIŞIRSA
Çikletin yapıştığı yerin iç tarafına naylona sarılmış bir miktar buz koyun. Buzun etkisiyle çiklet donduktan sonra bir fırçayla donan çikleti fırçalarsanız yapıştığı yerden çıkacaktır.
ÇİKOLATA LEKESİ
Kumaştaki çikolata lekesi için; en iyi yol gliserinle ovup yağ emici iki kağıt arasında bir süre bırakarak yağının iyice emilmesini sağlamaktır. Eğer bu işlem yeterli olmazsa ve lekeli kumaş rengi atmayan bir tür kumaş ise lekeli kısmı suyla karıştırdığınız 90 derecelik alkolle silin.
Halıdaki çikolata lekesini; sabunlu suyla lekenin dış kısmından başlayarak içe doğru silin. Üzerine talk pudrası döküp bir süre bekleyin. Halıyı silkeledikten sonra eşit miktarda su ve alkol karışımıyla tekrar silin.
ÇİMEN LEKESİ
Çamaşır suyuna dayanıklı kumaşlarda, lekeyi nemlendirdikten sonra üzerine deterjan dökerek ovalayın, çamaşır suyu eklenmiş sıcak su ile yıkayın. İnatçı lekeleri alkolle sildikten sonra lekeli bölgeyi iyice durulayın. Çamaşır suyu kullanımına uygun olmayan kumaşlarda, aynı işlemleri çamaşır suyu kullanmadan yapın. (Kumaşın asetat içermesi halinde, bir birim alkole iki birim su ekleyin.)
FONDÖTEN LEKESİ
Elbisenizdeki fondöten lekesini, etere batırılmış bir bezle sildikten sonra sabunlu suyla yıkayın; leke yok olacaktır.
KAN LEKESİ
Sıcak su kullanmayın; çünkü sıcak su, lekenin daha fazla işlemesine neden olur.
Beyaz kumaşta: Lekeyi oksijenli suyla ıslatın. Sonra sabunlu ılık suda yıkayın.
Renkli kumaşta: Nişastayı suyla karıştırarak bir hamur yapın. Bunu lekeli yere sürerek kurumasını bekleyin. Sonra fırçalayarak temizleyin. Bir başka yöntem de aspirin tabletini azıcık suyla eritip lekeli yeri bununla örtmektir, iyice kuruyunca fırçalayarak temizlenir.
Halıda: Lekeli yeri beyaz sirkeyle ovun.
KAHVE LEKESİ
Leke tazeyse üzerine biraz tuz dökün.
Beyaz pamuklu kumaştaki lekeyi oksijenli su ile silin, yeterli olmazsa çamaşır suyu kullanmanız gerekir.
Renkli kumaştaki lekeli kısma biraz gliserin sürün ve ılık suyla durulayın.
Halıdaki lekeli yeri, eşit miktarlardaki alkol ve beyaz sirke karışımıyla silin.
MEYVE LEKELERİ
Beyaz kumaşta: Lekeyi amonyaklı suyla yıkayın. Çıkmazsa, çamaşır suyu ilave ettiğiniz sabunlu suya batırıp lekeli kısmı ovun.
Renkli kumaşta: Lekeyi 90 derecelik alkol ya da amonyak ilave edilmiş oksijenli su ile yıkayın ya da ekşimiş sütü lekenin üzerinde 2-3 saat bırakın.
Sentetik kumaşta: Lekeyi limon suyu, beyaz sirke, hafif amonyaklı su karışımı ile çıkarabilirsiniz.
Yünlü ve ipekli kumaşta: Lekeli kısmın altına su emen bir kumaş parçası yerleştirin ve lekeyi beyaz sirkeyle silin.
MUM LEKELERİ
Cilalı ahşapta: Bir karton parçasıyla kazıyarak mümkün olduğu kadarını çıkarın. Sonra sıcak suyla ovun. Eşit oranlardaki terebentin ve ketenyağı karışımına batırdığınız bezle lekeyi ıslatın. Kuruduktan sonra parlatın.
Vernikli mobilyada: Kartonla kazıdıktan sonra petrole batırdığınız bir bezle silin.
Örtüde: Mumun koparabildiğiniz kısmını aldıktan sonra örtüyü yıkayın. Kuruduktan sonra ütülerken mum lekesinin bulunduğu yeri iki kurutma kağıdı arasına koyun.
MÜREKKEP LEKESİ
Deri eşyada:
Biraz limon suyuyla lekeyi fırçalayın.
Kumaş üzerindeki lekeler
Dayanıklı kumaşta: Biraz limon suyu ve ılık sütle silin. Durulanınca leke yok olacaktır.
Nazik kumaşta: Leke kuruyunca, üzerine talk pudrası dökün. Leke kaybolana kadar fırçalayın.
Beyaz çamaşırda: lekenin üzerine sulandırılmış hardal dökün. Yarım saat kadar bekleyip, süngerle lekeli yeri yıkayın.
Mobilya üzerindeki lekeler:
Eğer leke tazeyse; sıcak suya çiğ süt (kaynatılmamış süt) veya limon suyu ilave ederek, lekeyi bu karışım ile silin.
Leke eskiyse; lekeyi zımpara kağıdı ile kazıyın, daireler çizerek mantar tıpayla parlatın.
Cilt üzerinde: Parmaklarınızdaki mürekkep lekelerini domates suyuyla ovarak çıkarabilirsiniz.
Kırmızı mürekkep lekesinin üzerine hardal sürüp birkaç saat öylece bırakın.
PAS LEKESİ
Sentetik olmayan kumaşlarda : Lekeyi tuzlu limon suyuyla ovduktan sonra içerisine biraz amonyak katılmış suyla silin ve durulayın.
Sentetik kumaşlarda : Lekeli kısmı biraz limonla ovun.
RUJ LEKESİ
Kumaştaki ruj lekesini:
Etere batırılmış bir pamukla silin ve bu işlemi birkaç kez tekrarlayın. Ancak bu işlemi yaparken ateşten uzakta durmaya dikkat edin çünkü eter çok yanıcı bir maddedir.
Lekenin üzerine sabun sürün, bir saat öyle beklettikten sonra yıkayın.
Üzerine pamukla oksijenli su damlatıp suyla durulayın.
SALÇA VE KETÇAP LEKESİ
Sıcak su ile gliserini eşit miktarlarda karıştırın. Kumaşı bir saat boyunca bu karışımda beklettikten sonra her zaman kullandığınız deterjan ile yıkayın.
ŞARAP LEKESİ
Beyaz kumaşta:
Kumaşı bir süre kaynamakta olan süte batırın sonra yıkayın.
Örtünün üzerine şarap dökülür dökülmez tuz serpin. İlk yıkamada çıkacaktır. Eğer çıkmazsa, yıkama suyuna biraz çamaşır suyu katın.
Renkli kumaşta:
Lekeli kısmı amonyaklı soğuk suya batırın.
Beyaz pamuklu örtüde:
Şarap dökülür dökülmez lekeli kısmı beyaz şarapla ıslatın.
TERLEME LEKESİ
Beyaz kumaşta : Asitoksalitle silin, durulayın, sonra oksijenli su ile silin.
Nazik kumaşta: Hafif amonyaklı veya limonlu su ile silin.
Yünlü kumaşta: Kumaşı birkaç saat sirkeli soğuk suda beklettikten sonra lekeyi temizleyebilirsiniz.
YAĞ LEKESİ
Sıçrayan yağlar için en etkili temizleyici ispirtodur.
Zeytinyağı lekesini kumaştan çıkartmak için bir parça ekmek içini yuvarlayıp lekenin üstünde gezdirin.
YUMURTA LEKESİ
Yumurta lekelerini çıkartmak için soğuk su kullanmalısınız.
Genellikle sabunlu su yeterli olsa da beyaz kumaşlarınız için biraz çamaşır suyu ilave edebilirsiniz.
Kesik limonla lekeli yerleri ovun.
Suda haşlayarak ezdiğiniz bir parça patatesle ovun.
İçinde çakıl bulunmayan nemli toprakla silin.


