Dizilerimizin Muhteşem Finali
Toplum olarak acı çekmesini seviyoruz galiba..
Söyleyin bana, bizden başka hangi ülkede diziler böyle cümbür cemaat toplanarak, havalı bir mekân eşliğinde ve de toplu ağlama seansları şeklinde seyircisine veda eder?
İtiraf etmeliyim ki, ben de geçen sene ekran önündeki yerimi alarak “Aşk-ı Memnu” ya gözyaşları içersinde veda etmiştim. Bihter’i o müzik eşliğinde başka şekilde yollamak mümkün değildi. Gel kör ki Behlül’ün taze mezarın başındaki o fecaat takma sakallı hali tüm duygusallığın içine etti, trajediyi anında trajikomediye dönüştürdü. Hepimizin sinirini bozdu. Hala affetmiş değiliz.
Ancak “Aşk-ı Memnu”nun sonu öyleydi, yani hazırlıklıydık bir anlamda. Mendiller yanı başımızdaydı. Bizi bekleyen acıyı biliyorduk, çünkü Halit Ziya Uşaklıgil öylesini uygun görmüştü ve o final o hikâyeye de çok yakışıyordu aslında.
Gelgelelim, bu sezon final ya da yarı final yapan tüm dizilerimiz artık işi iyicene azıya almış durumdalar. Sırf fragmanlarını bile arka arkaya seyretmek insanda fena halde psikolojik travma yaratıyor. “Öyle bir çakar zaman ki” de Ali Kaptan’ın tüm sezon boyunca ailesine çaktığı yetmezmiş gibi, Balıkçı’yı da tam nikâhta vurması diziyi “Öyle bir kahreder ki zaman”a dönüştürdü. Ben buna beyaz arabesk diyorum. Galiba toplumuzun kaymaktan çıkma farz edilen “elit” kesimi de ağdalı, çıkmaz sokaklı duygusallığa ve kahır gözyaşlarına bayılıyor. Dayım eskiden bu durumlara kızdığında ‘bu toplum toptan mazoşist, eziyet çekmekten zevk alıyor’ derdi. Galiba öyle.
Ya “Adını Feriha Koydum” a ne demeli? Şimdi o bıyıklı delikanlı neden birden bire silahı kapıp Feriha’nın ya da abisinin ya da sevgilisinin (fragmandan ancak bu kadarını çıkarabildim) üzerine boşaltıyor? Demek ki akşam haberlerindeki o kahredici cinayet hikâyelerini bir şekilde onaylıyoruz, öyle olmasa senaristler bunları dizilere lezzet katmak için kullanır mıydı? Hem de çekimin en ağır-ağır-ağır şekliyle? Hem de müziğin en dramatik-dramatik-dramatik olanı eşliğinde? Kabul edin, milletçe eziyet çekmekten hoşlanıyoruz. Ekrandaki sanal acılar gündelik hayatımızda olanların çitos çerezos hali. Lezzetinden yenmiyor.
Gelelim “Fatmagül’ün Suçu Ne?” ye, aslında dizi – başlardaki tecavüz sahnesinin yanlış mesajına rağmen – çok önemli bir konuyu işliyor. Son haftalarda biz de takip etmeye başlamıştık, özellikle de mahkeme sahnesi çok etkiliydi. Karakterler çok iyi oturmuş, salt siyah beyaz değil ve erkeklerin her biri güzel yurdumun harika tiplemeleri. Benim favorim avukat ve de sonradan ortaya çıkan kötü yengenin kazık atan sevgilisi. O kadar doğal bir karakter ki, her köşe başında rastlamak mümkün. Düzenbaz, sığ, yalancı ama söz konusu tecavüz olunca anında “adam” kesiliyor, kötülerin karşısında yer alıyor. Son derece de inandırıcı oynuyor. Bayıldım.
Ancak sezon finalini o kadar kötü bağladılar ki, dizi tüm inandırıcılığını yitirdi. Fazla kötü “tesadüfler” üst üste denk geldi, o kadar da değil artık dedirtti. Yine de bizimkiler gibi küsmeyip diziye önümüzdeki dönem de, en azından ilk bir iki bölümüne, şans tanımaya karar verdim. Ama gerçekten de işin tadını kaçırdılar. Yani orada da iç karartan bir cinayet, hem de hikâyenin doğal akışını bozacak şekilde. İlla ki arabesk sosu kullanacağız.
Fakat en muhteşem “abuk” finali harika saray dizimiz yaptı. Daha önceleri de yazmıştım, bu konuda ilk olduğu için dizideki hatalara karşı hoşgörü eşiğim oldukça yüksek. Eyvallah deyip, kafamızı fazlaca kurcalayan sahnelerin aslını araştırıp, böylece de en azından tarih bilgimizi zenginleştirmiş oluyoruz. Ama ta en başından beri saray kadınlarının bazılarının aşırı göğüs dekoltelerine alışamadım. Fransız ya da İngiliz kraliçe ve prenseslerini çağrıştırıyorlar daha çok. Ancak hepsi bir yana, Hürrem Sultan’ın memeleri fırlamış bir şekilde İbrahim Paşa ve Frenk erkek misafirle aynı sofraya oturması, artık bardağı taşıran son damla oldu.
Bunun dışında dini ritüeller dizide hiç yer almıyor, oysa o çağda sosyal hayatta çok önemli bir yer tutarlarmış. Ayrıca “Leo” denilen Hürrem’in eski sevgilisinin birden bire ortaya çıktığı yetmiyormuş gibi, keyfince has bahçeye girip çıkması, komik ötesi.
Ama son sahnede İbrahim Paşa’nın ikisini zehirli lokumla intihar etmeye zorlaması ve aynı anda – hiçbir ön eğitim almadan ve nereden geldiği belli olmadan – armut gibi haremin içine düşen bir cariyenin Sultan Süleyman’ın boğazına bıçağı dayaması pes dedirtti. Tarihi gerçekliliği olmadan tümü uydurmaysa, hiç olmamış söyleyeyim. Fena sırıttı.
Yine de bu yazı Kanuni ve Hürrem’in hayatlarını anlatan tarihi kitaplarla geçirmeye karar vermiş olmam, bu diziyi her şeye rağmen seyirci olarak destekleyeceğim anlamına da geliyor aynı zamanda.
Ama lütfen biraz daha dikkat ve özen gösterin, ey sevgili senaristler! Muhteşem tarihimizi muhteşem fiyaskoya dönüştürmeyin. Dizinin içine çok fazla hayal katmayın, tarihi gerçeklere mümkün olduğunca sadık kalın. Başka bir şey istemiyoruz.
Ha, çok gerekiyorsa Deniz ve Önder paşalar padişahımızı halk ozanı Kemal hakkında uyarsınlar. Acil divan toplantısı çağrısında bulunsunlar. Saray koridorlarında çeşit çeşit entrikalar çevirsinler. Hem biz eğleniriz, hem onlara da meşgale çıkmış olur.
Çok da iyi ve yerinde olur. Çünkü muhteşem tarihi alışkanlıklarımız en çok sosyal demokratların genlerine işlemiş anlaşılan.
Twitter’da Sinem Kobal
Sinem Kobal’ın oyunculuğu bırakıp yapımcılığa başlayacağı haberleri, Twitter’ı hareketlendirdi.
Siteye birkaç saat içinde konuyla ilgili binlerce esprili yorum yazıldı. Kobal’ın bu kararını sevinçle karşılayan Twitter kullanıcıları, yaptıkları yorumlarla Kobal adını sosyal paylaşım sitesinin trend sıralamasında ilk 10’a soktu.
Taner, Saba’yla Aramızda Elektriklenme Oldu
Taner Tarlacı Saba Tümer ile arasındaki elektriklenmeyi anlattı.
Survivor’ın uçarı yarışmacısı Taner, Sunuculuğunu Berna Laçin, Rasim Ozan Kütahyalı ve Fulya Kalyoncuoğlu’nun paylaştığı ‘Yerden Göğe’ programına konuk oldu.
Adada yaşadıklarını anlatan Taner, Taçmin ile arasında bir şey olup olmadığı sorusuna “Taçmin ile bir şey olamazdı çünkü zaten onun bir erkek arkadaşı var” diyerek yanıt verdi.
O sırada Rasim Ozan Kütahyalı araya girerek Taner’e “Sen ünlü bir kadına evlenme teklifi etmeye hazırlanıyorsun bize bunu anlat” dedi.
Olup biteni anlamaya çalışan Berna Laçin’in soruları ile köşeye sıkışan Taner sonunda ağzındaki baklayı çıkardı.
Taner; “Şöyle anlatayım. Saba Hanım’la yayından sonra aramızda bir elektriklenme oldu. Ama tabiî ki ciddi bir açıdan düşünmedik. Saba Tümer’in bakışlarından onun da bende bir şeyler bulduğunu hissettim” dedi.
Tümer’in etkileyici bakışları olduğunu söyleyen Taner, “Saba Hanım yaşına göre güzel ve bakımlı. Kendisi benden elektrik almasa ben ondan etkilenemezdim. Saba Hanım’ın amazon kadını olduğunu anladım. Bana Çeşme’ye gidiyorum dedi bende Bodrum’a gidiyorum dedim Vakit bulursak görüşürüz dedik.
Aşk o kadar kolay değil. Oturup konuşulması lazım. Bir bara gidilir, diskoya gidilir , tavukta romantik fırın yapılır. Saba Hanım, hanım hanımcık bir insan ama benim kız hayranlarım da var şimdi yanlış anlamasınlar Saba ile aramızda bir şey yok. “dedi.
Aşk Televizyon bastırdı
Oyuncu Kerem Kupacı, bu yılın en çok izlenen komedi dizisi “Yahşi Cazibe”nin başrol oyuncusu Aslıhan Gürbüz’le, Kıbrıs’ta tatil yaptığı sırada Ada TV kameralarına yakalanınca çılgına döndü
Kupacı, yanına aldığı bir kişiyle, kendisini görüntüleyen kanalın ofisini bastı, görüntülerin silinmesini istedi. Milliyet’te yer alan habere göre; Kupacı’nın görüntülerde, bir süredir beraber olduğu, Aslıhan Gürbüz’e güneş kremi sürdüğü öğrenildi. Muhabir Emrah Kınacı’nın üzerine yürüyen Kupacı, “Eşimle beni çekemezsiniz” diye bağırdı. Kupacı, görüntüler silinmeden kanaldan ayrılmayacağını söyledi. Muhabir Kınacı’nın şikâyeti üzerine Kupacı ve yanındaki kişi karakola götürüldü. Kupacı, muhabir Kınacı’dan özür dileyince serbest bırakıldı.
Eski aşk yeniden alev aldı
Üç yıl boyunca aşk yaşayıp iki yıl önce ayrılan Kıvanç Tatlıtuğ ve Azra Akın’ın yeniden bir araya geldiği iddia edildi.
Tatlıtuğ İdil Fırat’tan ayrıldıktan sonra kimseyle görüntülenmemiş, Azra Akın ise İtalyan Sevgilisi Francesco Boari bir ay önce ayrılmıştı. Ayakligazete.com’un haberine göre, geçtiğimiz gün eski aşıklar Bebeköy’deki Mac Spor Salonu’na el ele geldiler. Spor salonundakilerin şaşkın bakışlarına aldırış etmeden üye olmak için bilgi isteyen genç çift mekanı yine el ele terkettiler.
Hande yener öptürmedi
EDİRNE’de tarihi Kırkpınar Güreşleri etkinlikleri kapsamında konser veren şarkıcı Hande Yener, hediye vermek için sahneye çıkan ve tokalaştıktan sonra kendisini öpmek isteyen Belediye Meclis üyesi Hasan Üner’e geri çekilerek izin vermedi. Konser sırasında polis ve güvenlik görevlileri, seyirci ile sahne arasında etten duvar ördü.
Bu yıl 650’ncisi düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri etkinlikleri kapsamında güreşlerin yapıldığı Sarayiçi’nde düzenlenen ücretsiz halk konserinde sahneye şarkıcı Hande Yener çıktı. Mini şort ve askılı kıyafet giyen HandeYener, söylediği şarkılarla da alanı dolduran yaklaşık 8 bin kişiyi coşturdu.
POLİS ETTEN DUVAR ÖRDÜ
Konser sırasında alkollü bir hayranı, sahne ile seyirciyi birbirinden ayıran demir bariyerlerden atladı. Hande Yener’in yanına gitmek isteyen seyirci ile güvenlik güçleri arasında tartışma çıktı. Tartışmayı araya giren polis önledi. Bunun üzerine yaklaşık 40 çevik kuvvet polisi, 20’ye yakın güvenlik görevlisi sahne önünde etten duvar oluşturdu. Hande Yener, 2 saat süren konserinde 60 polis ve güvenlik görevlisi tarafından korundu.
ÖPÜCÜĞE İZİN YOK
Konser sonunda Edirne Belediye Başkanlığı adına hediye vermek için sahneye Belediye Meclis üyesi Ak Partili Hasan Üner çıktı. Yener ile tokalaşan Üner sanatçıyı öpmek istedi. Ancak Hande Yener buna izin vermedi ve kendisini geri çekerek, ‘Teşekkür ederim’ dedi.
Plaket ve çeşitli hediyeleri veren Üner, tokalaştıktan sonra sahneden ayrıldı.
Düğün Yapacakalar
Davut Güloğlu-Ece Erken ikilisi, 11 Temmuz’da nişanlanacaklarını açıkladı
Evlilik tarihlerinin henüz belli olmadığını belirten ikiliden Erken, “Davut, Rize’de kır düğünü istiyor” dedi. “Çocuk düşünüyor musunuz?” sorusuna Güloğlu, “Ciddi bir şey yokken bunları konuşmayalım” deyince Ece Erken, “Nişanlandık, daha nasıl ciddi olacağız” diye sitem etti.



