Karagümrük Çetesi davasındaki Ergin, Başbakanı tehdit etti

04 Şubat 2011 Yazan  
Kategori Polemik

Ergin Başbakan’a Kardeşime ölüm oyunu kurma diye bağırdı

Edirne F Tipi Yüksek Güvenirlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Nuri Ergin, geniş güvenlik önlemleri altında Edirne Adliyesi’ne getirildi. Adliyeye garaj kapısından sokulan Ergin, daha sonra jandarma tarafından davanın görüleceği 2. Sulh Ceza Mahkemesi duruşma salonuna alındı. Duruşmanın ikinci oturumunda söz alan Ergin, ”Karagümrük Lokali’nin taranmasının” ardından Alaattin Çakıcı ile aralarında hasımlık başladığını söyledi. Çakıcı ile aynı yıllarda Kartal Cezaevi’nde birlikte hapis yattıklarını anlatan Ergin, Çakıcı’nın bu dönemde kardeşi Vedat Ergin ve kendisinin büyük hürmet gösterdiği yönünde iddialarda bulunduğunu, ancak bunun doğru olmadığını belirtti.

“HEDİYE ETTİĞİM TELEFONLA KARAGÜMRÜK LOKALİ’Nİ TARATTI”

Ergin, ”Biz yıllardır hapishanelerde yatıyoruz. Bizi tanıyan şerefli tüm alemin delikanlıları bilir ki, biz Allah’tan başka kimseyi yüce bilmeyiz. Kartal Cezaevi’nde Çakıcı’nın kardeşim ve benim karşımda ne şekilde durduğu kameralarda mevcuttur. Ancak, bu alemin dışında, bu alemin delikanlısı olmadığı bellidir ki, benim kendisine hediye ettiğim telefonla, talimat vererek, Karagümrük Lokali’ni taratmıştır” şeklinde konuştu.

“BİZİM CEZAYLA SORUNUMUZ YOK”

Çakıcı’nın kendisine yazdığı ”hakaret ve tehdit” içeren mektupta çocuklarını hedef gösterdiğini de ileri Ergin savunmasında, ”Ne ben ne kardeşi Vedat Ergin, hiç bir hasmımızın evlatlarını kendimize hedef görmemişizdir. Bu işlere çoluk çocuk hedef gösterilmez. Benim aile köküm Karagümrük’tür, arzu eden buyursun, öldürsün, hodri meydan. Bizim cezayla sorunumuz yoktur” dedi.

“KARDEŞİM VEDAT’A ÖLÜM OYUNU KURMAYIN”

Mahkeme Başkanı İsmail Saltık, sanığın ek savunmasının alınmasına karar vererek, duruşmayı erteledi. Ergin duruşmanın ardından jandarmanın yoğun güvenlik önlemleri altında adliyenin arka kapısından cezaevi aracına bindirildi. Ergin, araca bindirilirken gazetecilere dönerek, Alaattin Çakıcı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik tehditler savurdu. Ergin,”Alaattin asacağım seni, Allah kurtaramaz. Seni kendime adadım. Başbakan Vedat’a ölüm oyunu kurma. Öldürdün ulan beni. Kardeşime kim oyun kurarsa hesap soracağım” dedi.

BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, Diyarbakır’da konuştu.

31 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Polemik

BBP Lideri: “Diyarbakırlılar kadar Kürdüz”

BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, Diyarbakır’dan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “DTK’nın raporunda da ortaya çıktığı gibi Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatına kastedilmiştir. Yetkili savcıları görevlendirin ve vicdanlardaki şüpheyi çözün” dedi.

“DİYARBAKIRLILAR KADAR KÜRDÜZ”
Seçim startını veren Büyük Birlik Partisi, Diyarbakırlılar ile buluştu. “Her evden bir oy” sloganı ile bölgede gezilerini sürdüren BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, Class Otel’de partililere seslenerek, Diyarbakır’ın ideolojik ve bölücü siyasetin kalesi olmadığını söyledi. Bölge halkı ile kucaklaşan Yalçın Topçu, Ankara ve Diyarbakır arasında hiçbir fark olmadığının ifade etti. ‘Topçu Başbakan”, “Tekbir Allahu ekber” sözleri ile sık sık konuşması kesilen Topçu, Haziran ayında yapılacak seçimlerde Diyarbakırlılar’dan oy isteyerek şunları söyledi:

“Diyarbakır ne kadar Kürtse bizde o kadar Kürdüz. Evet İzmir ne kadar Türkmense hep beraber o kadar da Türkmeniz, neticede Hakkari ile İzmir’in bir farkı yok. Biz Kürdüz, Çerkeziz, Aleviyiz, Sünniyiz, Arapız, Boşnakız, Arnavutuz, neticede biz büyük bir Türk milletiyiz. Çünkü biz biliyoruz ki Yunus Emre ile Ahmed-ı Hani aynı kaynaktan besleniyor, aynı aşkın peşinden koşmuşlar, Mevlana ile Mela i Cizri aynı davanın peşinde olmuşlar. Biz biliyoruz ki Bitlisli Bediuzaman Saidi Nursi ve bizim fikrimizin mihenk taşı Ahmet Arvasi aynı davanın peşinde koşmuşlar. Bizim bu kadar bir yerimiz beraberliklerimiz var, bir çete gelip iktidara benim can kardeşimin dilini yasaklıyorsa bu vatana ihanet edenleri tasvip etmemiz mümkün değil.”

“BÖLGE HALKINA ŞEYTAN İŞ VERDİ”
“Kürdün, Türkmenin, Çerkezin düşmanı PKK’dır” diyen Topçu, bölgedeki işsizlikle ilgili şunları söyledi:

“Anadolu’da bizim oralarda çok sık kullanılır işi olmayana şeytan iş bulur. Doğuda ve Güneydoğu’da devlet aş ve iş veremedi, aş bulamadı işi gücü olmayan gençlerimize de şeytan sahip çıktı. Bu coğrafyada Kürdün Türkmenle, Arapın Çerkezle bir problem yoktur, bunları bir problemmiş gibi gösteren ve bunun üzerinden siyaset yapanlar vardır.”

“YAZICIOĞLU’NUN CANINA KAST EDİLMİŞTİ”
Muhsin Yazıcıoğlu’nun yaşamını yitirdiği helikopter kazasına ilişkin Devlet Denetleme Kurulu’nun ‘Ağır kusur var’ raporunu hatırlatan Topçu, Yazıcıoğlu’nun hayatına kastedildiğini öne sürdü. Olayın aydınlatılması için Başbakan Erdoğan’a seslenen Topçu şunları söyledi: “Ben kaza ile ilgili 22 ay önce DDK’nın hazırladığı raporun benzerini Başbakan, Cumhurbaşkanı ve bu ülkeyi yönetenlere verdiğim zaman siyasi erk suratıma garip garip bakıyordu. Namertlerin, hainlerin, kargaşa isteyenlerin ekmeğine yağ sürmeden buraya kadar getirdik. Özal’ın ve Hrant’ın arkasında duranlar da bizim metodumuza başvurdular. Umuyorum ki bu ülkede ne kadar faili meçhul ne kadar şüpheli hadise varsa inşallah bizim bu ortaya koyduğumuz metod uygulanır ve artık hiçbir şey karanlıkta kalmaz. Neticede kazadan 23 ay sonra devlet bir noktaya vardı. Ama vardıkları nokta benim anamın tespiti. Anam dediğim milletin tespiti. Evet işte bu noktada Sayın Başbakan’a buradan sesleniyorum, ‘Ey Başbakan sorumlular hakkında adli ve idari soruşturmayı neden başlatmıyorsun? Siz neyin peşindesiniz, sabrımızı mı deniyorsunuz, hukukumuzu sokakta mı arayalım? Diyarbakır’dan bir kez daha söylüyorum yetkili savcıları görevlendirin ve millet vicdanındaki bu şüpheyi çözün.”

“ABD MODELİ BAŞKANLIK İSTEMİYORUZ”
Başkanlık sistemi tartışmalarına değinen Topçu, şunları dedi:

“Diyarbakır işsiz, Bingöl aşsız her yer kan ağlıyor, siz milletin her meselesini hallettiniz de başkanlık sistemini mi tartışıyorsunuz? BBP olarak açıkça söylüyorum Başkanlık sistemi tarihimize ve medeniyetimize göre yapılırsa olabilir, ama mutlak tek meclis, tek vatan olmalıdır, tek bayrak, tek devlet olmalıdır. Bu başkanlık sistemi böyle olmalıdır. ABD’de uygulanan başkanlık sisteminin kabul edilmesi mümkün değil.”

“Erzurum’a gel de gör”

23 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Polemik

Başbakan Erdoğan, Erzurum’a kar yağmamasını iktidara bağlayan Kılıçdaroğlu’na cevap verdi.

..Erdoğan, ”Sayın Kılıçdaroğlu sende zerre kadar ülkeseverlik varsa, vatanseverlik varsa kış oyunlarının açılışına gel. Kar var mı, yok mu gör” dedi.

Başbakan Erdoğan, Ankara Spor Salonu’nda düzenlenen, ”Türkiye 2023′e yürüyor, Ankara AK Parti’de Buluşuyor” programında yaptığı konuşmada, Kılıçdaroğlu’nun Erzurum ziyaretinde dile getirdiği ‘Bunlar bereketsiz, bakın kar bile yağmıyor’ sözlerine karşılık “Öyle bereketli ki. Erzurum’a 650 milyon liralık yatırım yaptık. Erzurum kış oyunlarına hazırlanıyor. Sende zerre kadar ülke severlik varsa kış oyunlarının açılışına gel, kar var mı yok mu gör” dedi.

Erdoğan, ”Onlar laf üretiyor biz iş üretiyoruz. Hemen oradan vatandaşın birisi kalktı, ‘CHP’nin kaybolan o 1 trilyonu ne oldu Sayın Kılıçdaroğlu? Kaybedenleri açıklamadınız’ diyor. Bunlar bu. Bunlar hazineyi doldurup ellerine verin, inanın hemen arkasından hazine boşalır. Çünkü geçmişleri böyle. Hep dolu aldılar arkadan boşalttılar. Onun için de benim milletim bunu iyi biliyor. İyi bildiği için de milletim hiçbir zaman bu CHP zihniyetine, bu ülkede tek başına iktidar yolunu açmadı” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, milli birlik, kardeşlik sürecinin adım adım hedefe ilerlediğini gördüklerini belirterek, dinsel milliyetçilik yapmayacaklarını ifade etti.

Bu ülkenin yüzde 99′unun Müslüman olduğunun söylendiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Bunu tabii neye göre ölçüyorlar, biçiyorlar bilemiyorum. Ama mezhebi olarak farklılıklar var. Sünnisi, Alevisi vesairesi… Ama ülkemizde az da olsa Musevisi, Hristiyanı var vesaire.. Hepsinin de inancı bizim güvencemiz altındadır. Ayırım asla yapamayız. Böyle bir hakkımız yok. Bu güvence altında biz bu ülkede bir olacağız, diri olacağız, iri olacağız. Bu yola böyle gireceğiz. Hiçbir Sünni’nin Alevi’ye, Alevi’nin Sünniye tahakküm etmesi düşünülemez. Kimsenin böyle bir hakkı yok. Biz bunu baştan beri savunduk ama birileri hedef saptırma gayreti içerisine girebilirler. Biz diyoruz ki ‘Bizim işimiz var. Emirolunduğu gibi dost doğru ol’ diyoruz yola devam ediyoruz.”

Mhp ”Koalisyon olamaz ”

19 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Polemik

MHP Genel Başkan Yardımcısı Toskay,Koalisyona kapalıyız.

“Psikolojik harekat başlamıştır. Vatandaşın kafasına ‘MHP’nin baraj problemi var, barajı geçer mi geçemez mi’ diye bir şey enjekte edilmeye çalışılıyor. Bu kesinlikle doğru değil. Beş ay kala yapılan bu araştırmaların çok önemli bir bölümü de kamuoyunu manipüle etme amaçlı yapılıyor. Bizim barajla ilgili hiçbir sorunumuz yok ve biz çıkış halindeyiz şu anda. Bu da AKP’yi rahatsız ediyor çünkü bize gelecek oyların büyük bölümü AKP’den gelecektir ve onlar da bunu biliyor.”

‘PROTESTONUN ORGANİZE OLDUĞU İDDİALARI ZIRVA’
Haftasonu yapılan Demokrat Parti Kongresi’nde milliyetçi kökenli Namık Kemal Zeybek’in genel başkanlığa gelmesinin MHP’nin oylarını etkilemeyeceğini söyleyen Toskay, son günlerin en çok tartışılan konusu olan Başbakan’a stat protestosunu da değerlendirdi. Toskay, olayın organize olduğu iddialarını “zırva” olarak niteledi

“Türkçe’de bir tekerleme var “zırva tevil götürmez” diye. Bu tevil edilemez. Oradaki toplumun tepkisini anlamak lazım. Dünya Basketbol Şampiyonası finalinde Cumhurbaşkanımızın Başbakan’ın katıldığı törende yaşananları hatırlayın. O da mı organizeydi, o da mı provokasyondu? Böyle bir ülkede siz toplumu bu kadar kuşatmaya, sıkmaya kalkarsanız bu bir yerden patlar. Toplumda ciddi bir birikim, kızgınlık ve öfke oluştu, bunu bu toplantıda ortaya koydular.”

Toskay, haziran seçimleri öncesinde bazı partilerle ittifak yapacakları iddialarını da yalanlayarak, “Amacımız tek başına iktidar” diye konuştu.

Türkiye’nin Destegini Hangi üLke bekliyor

18 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Polemik

Tunus’ta Yaşanalar Konuşuldu.

Tunus’taki son gelişmeleri tartıştı. Tunuslu Gazeteci Muhammed Adil, Türkiye’nin Tunus’taki gelişmeler karşısında sessiz kaldığını ancak ülkenin Türkiye’nin desteğini beklediğini kaydederek, “Biz ilk ziyaretçi olarak bir Obama’yı, Sarkozy’yi görmek istemiyoruz. Başbakan Tunus’a gelmeli” dedi.

Tunus isyanını ve tutukluluk süresinin aşımıyla gelen tahliyeleri masaya yatırdı. Fatih Altaylı, konukları Tunuslu Gazeteci Muhammed Adil, Prof. Dr. Mehmet Hayri Kırbaşoğlu ve yazar Ali Belgenoğlu ile Tunus’ta yaşanan son gelişmeleri tartıştı. Tunus’taki gelişmelerin halk hareketinin ses getirmesi bakımından oldukça önemli olduğunu belirten Muhammed Adil, dünden itibaren hem ABD’nin hem Fransa’nın yeni aktörlerle temasa geçtiklerini söyledi. Adil, Tunus’taki yeni dönemde aktör değil aktörlerin olacağını vurgulayarak, İslamcı kanadın partisi NAHDA’nın şu anda en önemli konumdaki parti olduğunu, ayrıca yeni bir imajla ortaya çıkarsa iktidar partisinin de şansının olacağını dile getirdi.

Altaylı’nın, Tunus’un Türkiye’den beklentilerine yönelik, “Türkiye’nin bu konuda nasıl yardımı gerekiyor, demokratik tecrübesini Atatürk Cumhuriyeti’nin kurulmasından bu yana tecrübesini aktarması anlamında… Şu ana kadar biraz sesiz kaldı…” şeklindeki sözleri üzerine Muhammed Adil, Tunus’un Türkiye’nin desteğe ihtiyacı olduğunu vurguladı. Adil, “Tamamen ben de şaşırdım, böyle bir halk hareketine karşı sessiz kalınmasına… Tunus halkı Türkiye’den çok şeyler bekliyor. Türkiye’de bir devlet geleneği var, demokrasi kültürü var. Tunus Osmanlı’nın son vilayeti, Türkiye ile çok benziyor. Türkiye’deki sivil toplum örgütlerinden, hükümetten hiç açıklama gelmedi. Hükümetten de çok önemli bir açıklama bekliyoruz. Hem Tunuslu olarak hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Sayın Başbakan’a sesleniyorum. Tunus halk hareketine sahip çıkın. Şu anda Amerika, Fransa, Tunus’taki yeni aktörlerle görüşüyor. Türkiye’nin de bu aktörlerle görüşmesi lazım” dedi.

İLK ZİYARETÇİ OBAMA YA DA SARKOZY OLMAMALI
Türkiye’nin de bu aktörlerle görüşmesini istediklerini kaydeden Muhammed Adil, “Hatta Sayın Başbakan’ı Tunus’a bekliyoruz. Bir Obama ya da Sarkozy’yi ilk ziyaretçi olarak görmek istemiyoruz. Tunus halkını desteklemek için, Sayın Başbakan’ı Tunus’a davet ediyoruz. Türkiye’nin Tunus halkının yanında olması gerekiyor. Tunus, Türkiye demokrasisinden faydalanmak istiyor ama aynı zamanda siyasi destek bekliyor. Türkiye şu anda İslam ülkelerinde lider ülke konumunda. Belki Tunus ve Türkiye arasında fazla ekonomik çıkarlar olmayabilir, petrolümüz yok. Ama bu Türkiye için tarihi bir sorumluluk. Ankara’dan daha ciddi bir tutum bekliyoruz” şeklinde konuştu.

TUNUS, İSLAM DÜNYASINI DA ETKİLEYECEKTİR
Prof. Dr. Mehmet Hayri Kırbaşoğlu, Tunus’un bölgedeki en zayıf halka olarak görülmesine rağmen, beklenmedik gelişmelerle despot yönetime kafa tuttuğunu dile getirerek, Tunus’taki isyanın umut verici bir gelişme olduğunu kaydetti. Kırbaşoğlu, “Bu, sessiz çoğunlukların umulmadık anda umulmadık tepkiler verebileceğini gösteriyor. Bazı gereksiz olaylar bir şeylerin fitilini ateşleyebiliyor. Tunus açısından büyük bir başarı, ama bu beklenmedik tepki İslam dünyasını da etkileyecektir. Dünyanın küçük bir köye dönüşmesinden dolayı İslam dünyasındaki ülkelerin daha fazla seslerini duyurmaya başladığını görüyoruz. Tunus, bir Mısır değil, o yüzden kimsenin aklına gelmezdi ama bu şunu gösteriyor; toplumlar arasında, artık dünyadaki gelişmeler çok hızlı birinden diğerine yayılabiliyor” şeklinde konuştu.

Ertuğrul Günay Başbakanla Aramız Çok iyi

15 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Polemik

Kültür Bakanı Günay Başbakan ile aramız cok iyi mesajını verdi.

Fethiye’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte açılışa katılan Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, “İstifa etsin” diyen CHP Genel Başkanı’na yanıt verdi. “Başbakan ile aramız iyi, CHP kendi işine baksın” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile toplu açılış törenine katılmak için Muğla’nın Fethiye ilçesine gelen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ”Herhangi bir kriz yok işimize bakıyoruz” dedi.

Başbakan Erdoğan ile Fethiye Kaymakamı’nı ziyaret eden Bakan Günay, gazetecilerin, Kars’taki heykel tartışmalarına yönelik olarak ”Efendim herhangi bir kriz söz konusu mu?” sorusuna, ”Herhangi bir kriz yok, işimize bakıyoruz” yanıtını verdi.

Günay, gazetecilerin ısrarlı soruları üzerine ”Arkadaşlar herhangi bir kriz elbette yok. Bir daha söylüyorum. Elbette bir kriz söz konusu değil. Böyle bir şey yok. Bu konuda gerekli açıklamayı zaten dün akşam yapmıştım” dedi.

En çok acıyı Türkler çekti!

12 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Polemik

O dönemde Müslümanlar, özellikle de Türkler en büyük acılara maruz kalan kesimdi”

..Turkish Coalition of America (TCA), tarihçi Prof. Justin McCarthy ile tarih kitaplarında pek yer verilmeyen Osmanlı topraklarındaki 5 milyon Müslümanın acı göç hikayesini, harita olarak yayımladı.

TCA, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış döneminde yaşanan ama Batılı tarihçiler tarafından genellikle sadece Osmanlı’daki Hıristiyanlara odaklanılarak tek taraflı anlatılan göç konusunda madalyonun öteki yüzüne de dikkati çeken bir çalışmayı ortaya koydu.

Louisville Üniversitesi’nde tarih profesörü olan ve Osmanlı İmparatorluğu hakkında ayrıntılı demografik çalışmalarda bulunan Prof. McCarthy tarafından hazırlanan “Osmanlı İmparatorluğu’nda Zorunlu Göç ve Ölümler-Açıklamalı Harita”da, Osmanlı topraklarında, 1770-1923 yıllarında göç eden 5 milyon Müslüman tebanın yaşadığı göç gösteriliyor. Böylece, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecinin Ermeniler gibi sadece Hıristiyan nüfusu etkilemediğine, milyonlarca insanın acı ve zorluklar yaşadığına vurgu yapılıyor.

Ayrıca, Osmanlı topraklarında göçe zorlananların 5 milyonunun Müslüman, 1.9 milyonunun Hıristiyan olduğuna işaret eden harita, böylece savaş ve iç çatışmaların acılarını, düşünüldüğünün aksine, daha çok Müslümanların yaşadığını gözler önüne seriyor.

ÖLEN MÜSLÜMAN SAYISI HRISTİYANLARIN 4 KATI
Harita, 1864-1922 yıllarında yaşanan savaş ve iç çatışmalar sırasında hayatlarını kaybeden Müslümanların sayısının, Hıristiyanlarınkine oranla 4 katı fazla olduğunu da gösteriyor.

Harita, aynı zamanda, 1864-1922 yılları arasında, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması sürecinde ölen 5 milyon Osmanlı Müslüman’a yönelik bir kayıt anlamına da geliyor.

Prof. McCarthy, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, Osmanlı topraklarında yaşayan değişik kimliklere mensup tüm grupların acı çektiğini ifade etti. Ancak, Müslümanların, özellikle de Türklerin en büyük acılara maruz kalan kesim olduğuna dikkati çeken McCarthy, “Haritanın, tüm bu insanların felaketlerle dolu kaderlerini göz önüne sereceğini umuyorum” dedi.

TCA Başkanı Lincoln McCurdy de kurum olarak bu yayını desteklemiş olmaktan gurur duyduklarını belirtti. Prof. McCarthy’ye, “tarihin sayfalarında neredeyse hiç yer almayan Müslüman Osmanlı halkları hakkında bıkmadan ve yılmadan yaptığı kapsamlı araştırmaları dolayısıyla” teşekkür eden McCurdy, şunları kaydetti:

“Çok az Türk aile vardır ki büyükannesi veya büyükbabası, Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Kırım veya Kafkasya’dan gelmiş olmasın. Ya da Anadolu’da yaşanan savaslardan dolayı yaşadığı iç göçe dair acı bir hikayesi bulunmasın.

Ancak, modern Türkiye’nin kurucuları, genç Cumhuriyetin, bir varoluş mücadelesinden çıkmış halkını, geçmiş yerine geleceğe bakmaya yönlendirmiş ve eski düşmanlarıyla barış felsefesini benimsemistir. Ne yazık ki, başka toplumlar, yaşadıkları trajedileri Türklere karşı nesilden nesile aktarılan düşmanlığa dönüştürdü.

Bu harita çalışması, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılışı sürecinde Müslüman halkların kayıplarını göz ardı ya da inkar eden, geçmiş çağların ırkçı ve bağnaz yaklaşımlarının izlerini taşıyan zihniyete bilimsel bir cevaptır.”

“CHP para basıyor”

11 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Polemik

AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç’tan ilginç sözler…
AK Parti Grup Başkanvekili ve Samsun Milletvekili Suat Kılıç, parti çalışmaları için bulunduğu Samsun’da, Canik Belediyesi Kültür Merkezi Necip Fazıl Kısakürek Konferans Salonu’nda düzenlenen 35. AK Parti Genişletilmiş İl Danışma Toplantısı’na katıldı. Suat Kılıç, konuşmasında, 12 Haziran 2011′de yapılacak seçimlere sayılı günlerin kaldığını, bunun için herkesin şimdiden çalışmalara başlaması gerektiğini söyledi.

”Allah’ın takdiri ve milletin desteği bizimle olduğu sürece, bu yolları arşınlamaya, hizmet yarışını sürdürmeye, gündüz ve gece demeden milletimizle bütünleşmeye devam edeceğiz” diyen Kılıç, şöyle devam etti:

”Biz havanda su döven bir iktidar değiliz. Biz zamanı boşa harcayan bir iktidar değiliz. Biz, darısı olmayan değirmen taşları gibi birbirini öğüten bir iktidar değiliz. Biz her gün, her akşam, her hafta sonu Türkiye’nin her vilayetinde milletiyle bütünleşen icraatını sürdüren hizmetlerini paylaşan bir iktidarız. Bu hükümetin başı neyse, bakanları da, milletvekilleri de, teşkilatları da gece gündüz demeden aynı çabayla aynı gayretle çalışmalarına devam ediyor. O nedenle biz yozlaşmayız, biz ANAP’laşmayız. Çünkü, biz Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde siyaset yapıyoruz. Bizim vazifemiz kat üstüne kat koymaktır. Açılmak, yıpranmak değildir. Yozlaşmak değildir. Karaya, kire, pasa, lekeye bulaşmak değildir. İki milletvekili, iki belediye seçimi, iki referandumu geride bıraktık. Bu büyük milletin kadirşinas desteği ile 6 seçimin 6′sından da yüzümüzün akıyla çıkmayı başardık. Yüzümüz hep ak olsun. Milletimizin de, Başbakanımızın da yolu hep aydınlık olsun. 7′nci seçime gidiyoruz. Biz bölünmedikçe, biz husumet üretmedikçe, biz siyasi yanlışlara yönelmedikçe, evelallah göreceksiniz 7′nci seçimden sonrada bu millet bizi tek başına iktidar görevi ile sandıktan çıkaracaktır.”

”BİZİM İKTİDARIMIZDA BEREKET VAR”
Türkiye’de yapılacak daha çok şeyin bulunduğunu da belirten Kılıç, şöyle devam etti:

”AK Parti iktidarı olarak yaptığımız hizmetleri saymakla bitiremeyiz. Milletin parasını millet için kullanıyoruz. Para, pul sorunumuz yok. Bizim iktidarımızda bereket var. O nedenle diyorum ki, biz yozlaşmayız. Yapılan çalışmaları milletimiz görüyor. Bunları biliyor. Türkiye’nin imkanları var. Bu ülkenin kaynakları ile bunları yapıyoruz. Şimdi bu işleri yaparken ‘Kaynak nerede’ diye bize soruyorlar. Her zaman söyledim. Kaynak, bu ülkenin kendi coğrafyasında var. Derenin suyu yandaşların değirmenine aktığı için milletin çarkları dönmedi. Ama AK Parti’nin iktidara gelmesiyle beraber derenin suyu milletin değirmenine aktı; çarklar döndü; buğdayımız un, unumuz ekmek, ekmeğimiz bereket oldu. Türkiye yepyeni çok değişik bir ülke haline geliyor. Şimdi anamuhalefet liderine soruyorlar. ‘Ya bu kadar şey anlatıyorsun kaynağı nereden bulacaksın?’ ‘Benim adım Kemal kaynağı bulurum’ diyor. Bozdur bozdur harca. ‘Benim adım Kemal’le kaynak bulunur mu?”

“SSK’YI KUYRUKLARA, İFLASA MAHKUM EDEN BİR GENEL BAŞKAN”
CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun vaatlerinin bir yıllık faturasının 200 milyar TL olduğunu belirten Suat Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

”(Benim adım Kemal, ben bulurum) diyen anamuhalefet lideri kimdir, Eski SSK Genel Müdürü. SSK’yı nasıl yönettiğini bir düşünün. SSK eczaneleri önündeki bir kilometre ilaç kuyruklarını bilirsiniz. SSK’yı kuyruklara mahkum eden, SSK’yı iflasa mahkum eden bir genel başkan. Şimdi bir genel başkan ‘Benim adım Kemal, ben paraya bulurum’ diyor. İktidar olduğunda adın Kemal’le parayı bulacaksın da SSK Genel Müdürü olduğun zaman adın Ali Kemal miydi? niye bulamadın parayı? ‘Herkese bir milyar maaş vereceğim’ diyor. En son herkese ‘bir milyar maaş vereceğim’ diyen Cem Uzan’dı. Şimdi Paris’te. Atmakla siyaset olmuyor. Kaynaksız çalışmayacaksın. Desteksiz atmayacaksın. Önce kaynağı üreteceksin. Şimdi ağız değiştirdi. ‘Nereden bulacaksın’ diyenlere ‘arkadaşlar çalışıyor’ diyor. Arkadaşlar para basıyor herhalde. Siz dünyada kriz yokken Türk ekonomisini batırdınız. Sizin maziniz karanlık bu anlamda. Bizim insanlarımız hizmetleri görüyor. Yeter ki yanlarında olduğumuzu gösterilim. AK Parti iktidarına Türkiye’nin ihtiyacı çok fazla. Türkiye’nin AK Parti’ye olan ihtiyacı, Türkiye’nin Sayın Başbakan Erdoğan’ın liderliğine olan ihtiyacı, diğer bütün pürüzleri ortadan kaldırmaya yeter de artar bile. Şu an birliğe beraberliğe ihtiyacımız var. Bütün muhalefetin hezeyanlarına rağmen biz dağılmayacağız. Kenetlenip geleceğe bakacağız. İnşallah başarıyı yakalayacağız. Başbakanımızın dediği gibi biz tek vatan, tek devletiz. Tek bayrak, tek milletiz.”

”KURU GÜRÜLTÜ SİYASETİ”
MHP ve CHP’nin ”kuru gürültü siyaseti” yaptığını, iktidara çamur atmakla siyaset yapmaya çalıştıklarını da ifade eden Kılıç, konuşmasını şöyle tamamladı:

”Söylemedikleri laf kalmadı. Elinde belgesi bilgisi olan gitsin savcılığa şikayet etsin dedik. İftira ile siyaset olmaz. Millet 12 Haziran 2011′de iftirayla dedikoduları, yalanları, çamurları değil, projeleri yarıştıracak. Biz içerde, dışarda, yargıda, hukukta bir sürü problemle mücadele ediyoruz. Ama var olan bütün problemlere rağmen, millet bizden yüz çevirmedi. Çünkü biz milletle aramıza hiçbir zaman mesafe koymadık. Milleti hor görmedik. İnsanlarımız, bizim elimizi sıkmak için değil sarılıp kucaklamak için bizi bekliyor. Çünkü biz öyle sıradan bir adamla bu yollara düşmedik” dedi.

Kılıçdaroğlu’na cevap

10 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Polemik

CHP liderini ucuz hafiyelik yapmakla suçladı
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun İçişleri Bakanlığına yönelik iddialarıyla ilgili, ”CHP’yi bu tür iftira dosyalarının bir mezarlığı olarak görüyorum ve ileride de öyle kalacaklar, asla iktidar olamayacaklar” dedi.

Atalay, 10 Ocak İdareciler Günü dolayısıyla Türk İdareciler Derneği tarafından Rixos Hotel’de düzenlenen törenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Atalay, bir gazetecinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun İçişleri Bakanlığıyla ilgili iddialarının hatırlatılması üzerine, Kılıçdaroğlu’nun açıklamasını ”çok sorumsuzca ve anamuhalefet partisi liderine yakışmayan bir ifade” olarak gördüğünü söyledi.

Kendi dönemlerinin en önemli boyutunun yolsuzlukla çetelerle organize suç örgütleriyle mücadele olduğunu ifade eden Atalay, Türkiye’nin güvenlikle ilgili en çok olumlu adımı bu dönemde attığını kaydetti.

Özellikle organize suç örgütleri ve çetelerin çökertildiği bir dönem yaşandığını vurgulayan Atalay, ”Onları rahatsız eden aslında bu. Onlar bunu biliyorlar. Biz tabi laf üretmiyoruz, iş üretiyoruz” dedi.

İçişleri Bakanlığının her tasarrufunun, her idarede olduğu gibi yargıya açık olduğunu belirten Atalay, özellikle teftiş raporlarıyla ilgili alınan her kararın mutlaka yargıya gittiğini, hem itiraza açık olduğunu hem de Danıştaya gittiğini bildirdi.

”Böyle genellemelerle bir bakanlığı böyle suçlamak devlet adamlığıyla siyasetle bağdaşmaz” diyen Atalay, şöyle devam etti:

”Ayrıca bir boyut daha var, bunu tekrar hatırlatıyorum. Bunları ya bilmiyorlar, kendilerine sağlıklı bilgi gelmiyor veya da kasten söylüyorlar. Rüşvetle yolsuzlukla ilgili herhangi bir iddia, kamu görevlileriyle ilgili direk Cumhuriyet Başsavcılığına gider, bakanlığın iznine falan gerek yoktur. Teftiş elemanları bile inceleme yaparlarsa ve böyle bir şeye rastlarlarsa direk savcılığa bildirirler. Yine bakanlığın bu konuda bir karar alması gerekmez. Bunlar çok kolay bilinebilecek şeyler ama bunları ısrarla söylüyorlar. Ben bunları bilmedikleri kanaatinde de değilim ama bir iftira atılıyor.

Genel bir kuraldır biliyorsunuz, iftira atıyorlar ‘tutmasa da izi kalır’ diyorlar. İzi kalsın diye bunları söylüyorlar ama Allah’a şükür izi falan da kalmaz, kalmıyor. Vatandaşlarımız bunları biliyor. Bakın biz kaçıncı seçimi yaşıyoruz, bir seçimi daha yaşayacağız o zaman da görecekler. Her seçimde vatandaşımız partimize daha fazla destek veriyor. Bu konularda vatandaşımız bizim ne yaptığımızı çok iyi biliyor. Böyle bir büyük bakanlığı bu şekilde suçlamak tabi hiç uygun bir şey değil.

Sayın Genel Başkan böyle ucuz hafiyeliklerle sürekli siyaset yapıyor. Belediye başkanlığı döneminden, işte Meclisteki bütçe görüşmelerinde ve şimdi… Ama bu ucuz hafiyelik, altı dolu olacak, altından bir şey çıksın.”

”CHP İFTİRA MEZARLIĞI”
CHP’nin bu konuda kimseye söyleyecek bir sözü olmadığını kaydeden Atalay, ”Kendi partisinin harcamalarının hesabını veremeyen bir partidir CHP. Yargı kararıyla bu sabit olmuştur. Önce onları bir aydınlatsınlar” dedi. Atalay, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Allah’tan iktidar olmuyorlar, bir tane parti kendisinin bütçesine sahip olamıyor, harcamasının hesabını veremiyor. Zaten iktidar olamamalarının da sebepleri bunlar. Şimdi iktidar olamayacağı için de sürekli bu iftira dosyaları… Bakanlığımızla ilgili bir ifade kullanmış biz onları reddediyoruz, iade ediyoruz.

Ben aslında CHP’yi bu tür iftira dosyalarının bir mezarlığı olarak görüyorum ve ileride de öyle kalacaklar, asla iktidar olamayacaklar. Bu tür iftira dosyalarını, senaryolarını çoğaltacaklar. İftira dosyalarının bir mezarlığı olarak da CHP anılacak. Bugüne kadar böyle çok iftiraları oldu ama kendi ellerinde kaldı. Bizim her şeyimiz şeffaf. Kamu yönetimine büyük şeffaflık getirdik. Hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yok ve biz bırakın bir şeylerin üzerini örtmeyi nerede karınlık bir oda varsa, bir kapı varsa, bilinmeyenler varsa onların üzerine gidiyoruz. Bu dönem İçişleri Bakanlığının en önemli fonksiyonu bu; çete, mafya, organize suç örgütleriyle, yolsuzlukla mücadele… İşte her gün görüyorsunuz bir yerlerde bir şeyler çıkıyor. İşte gümrüklerde falan olanlar… Nerede bu tür şeylerle uğraşanlar varsa, yanlış işlerle hiçbirisi yanlarına kalmaz, kalmayacak. Bu dönemin farkı bu bunu bilsinler.”

”UCUZ HAFİYELİK YERİNE VİZYON ÜRETSİN”
İçişleri Bakanı Atalay, ”Sayın Genel Başkan ucuz hafiyelikle ve böyle koskoca kurumları genellemelerle suçlayacağı yerine Türkiye’ye vizyon üretsin, politika üretsin. Böyle senaryolarla ve sırf iktidar eleştirileriyle hiç kimse iktidar olmamıştır. Umut üreteceksin, vizyon üreteceksin, Türkiye’nin geleceğine ilişkin politikalar üreteceksin. Vatandaş da onlara bakarak size destek verecek” dedi.

Atalay, ”Kılıçdaroğlu, böyle büyük bir bakanlığı suçladığı için böyle ifadeleri kullandığını” söyledi.

Bir gazetecinin ”Tahliyelerle ilgili İçişleri Bakanlığı bir önlem alıyor mu?” sorunu da Atalay, ”O konularda hukukun gerektirdiği neyse onu yaparız. Biliyorsunuz polis böyle durumlarda adli kolluk görevini görür. Yani o konularda adliyenin verdiği görevleri daima yapar. Sorumluluğu neyse onları yapar, yapıyor” karşılığını verdi.

O hep öldürüyor, devlet bırakıyor…

07 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Polemik

90′da öldürdü, ‘Özal Affı’yla çıktı. 97′deki cinayeti ‘Rahşan Affı’na uğradı. 2004′te katliam yaptı, dün tahliye oldu.

102. madde tahliyeleriyle ilgili çarpıcı bir haber Radikal’den geldi.

Gazete, “Çekirge kaç kez sıçrar?: O hep öldürüyor, devlet bırakıyor” başlıklı haberde çıkarılan afları ve son 102 tahliyelerini eleştirdi.

İşte o haber:

CMK 102 madde nedeniyle tahliye edilen cinayet sanığı Ali Tamkoşar daha önce iki kez cinayetten hapse girmişti. 93 yılında ‘Özal Affı’yla, 2000 yılında ise ‘Rahşan Affı’yla cezaevinden çıkmıştı. Özetle Ali Tamkoşar üç kez öldürdü, devlet onu üçünde de kısa cezaevi sürecinin ardından serbest bıraktı.

Birinci cinayeti
Emniyetteki kaydında onlarca gasp, dolandırıcılık, yankesicilik, adam yaralama’ gibi suçlardan kaydı bulunan Ali Tamkoşar ilk cinayeti 23 Ocak 1990’da işledi. Bu dava 1991’de ‘adam öldürmek’ ten 10 yıl hapis cezasıyla sonuçlandı. Aynı yıl kamuoyunda ‘Özal affı’ olarak bilinen 3713 sayılı kanun çıkarıldı. Kanun, adli suçların infazında indirim getiriyordu. Tamkoşar’ın cezaevinde kalacağı süre aldığı cezanın beşte biri yani 4 yıldı. Tamkoşar, 1993’te tahliye oldu.

İkinci cinayet
Tarihler 17 Temmuz 1997’yi gösterdiğinde Tamkoşar’ın adı adli kayıtlara yine bir cinayet vakasıyla geçti. Bu olayla ilgili de 16 Haziran 1998’de 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu cezasını çekerken, 2000 yılında binlerce tutuklu ve hükümlüyü sevindiren ve kamuoyunda ‘Rahşan affı’ olarak bilinen 4616 sayılı kanun çıktı. Bu kanunda aldığı cezadan on yıl indirim öngörüyordu. Bu indirim yapıldı ve Tamkoşar yaklaşık üç yıl tutuklu kaldıktan sonra salıverildi.

27 Kasım 2004’te Ali Tamkoşar elinde silahla yine sahnedeydi. Savcılığın iddianamesine göre Yaşar Tamkoşar, Hacıhüsrev’de aynı mahallede yaşadıkları Perihan Özdoğanlar’ın kızı Hasret Özdoğanlar’ı kaçırdı ve iki aile arasında kavga başladı.

Üçüncü de katliam
27 Kasım 2004’te Tamkoşar ailesinden Ali Tamkoşar ve iki oğlu Yaşar ile Sadettin Tamkoşar, Özdoğanlar ailesine pusu kurdu ve içinde bulundukları araca kurşun yağdırdı. Olayda Nazmi Özdoğanlar, Perihan Özdoğanlar, Uğur Özdoğanlar ve Barış Özdoğanlar öldü. Yargılama Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Mahkeme heyeti Mart 2008’de ‘birden fazla kişiyi ağır haksız tahrik altında kasten öldürmek’, suçlarından baba Tamkoşar’a 24 yıl üç ay, iki oğluna ise 20 yıl 10’ar ay hapis cezası verdi. Ancak karar usul hatası nedeniyle Yargıtay’da bozuldu. Dosya yeniden Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne döndü. Ve yargılama tamamlanamadığı ve tutukluluk süresi yedi yılı bulduğu için CMK 102. madde gereği baba Ali ve oğlulları iki gün önce tahliye edildi.

Sürekli afların çıktığı Türkiye’de üç ayrı cinayet sanığı olan Tamkoşar 12 yıl hapiste yattı. Her çıktığında yeni cinayetlerle geri döndü. Şimdi toplum kaygılı olmakta çok haklı.

Katil yeniden aramızda
Tamkoşar’ın sanık olduğu davada mağdur Özdoğanlar ailesinin avukatlığını üstlenen Mustafa Akçay durumu şöyle yorumladı: “Tahliye korkunç. Ceza almanın caydırıcılığı yok. Son cinayette dört kişi öldürdü ve yeniden aramızda.”