özür dilerim
Bulusacagimiz günü sabirsizlikla bekledigim için.
özür dilerim…
Bulustugumuzda gözlerinin içine bakarken,heyecandan sacmaladigim için.
özür dilerim…
…Elini tutmaya çalisirken,2kez düsündügüm için incinirsin diye .
özür dilerim…
Seni öpmeye kiyamadigim için.
özür dilerim…
Digerleri gibi gece basimi yastiga koydugumda,senle yatma hayalleri kurmadigim için.
özür dilerim…
Sana sarildigimda gözlerimi kapatip,hiç ayrilmamanin hayallerini kurdugum için.
özür dilerim…
Seni,yanimdayken bile özledigim için.
özür dilerim iste ADAM GiBi SEVDiGiM içiN .
Eşim oLma Karım oL…
Evlenecek erkeğe eskilerin
Neden ”koca” dediklerini.
Çünkü “koca” bilge demektir, yüce demektir.
Koca demek, dağ demektir.
…Ve ne kadar yüce olursa olsun,
Üstünde kar olmayan dağ eksiktir.
Dağların yücesine kar yağar diye
Kadına da “kocanın karı” demişler.
Bakma şimdi evlenenlerin
“karı-koca” ilan edildiğine.
“Koca ve onun karı” olmalıdır aslında.
Yani yüce bir dağ olmalı adam.
Kar gibi pak ve masum olmalı kadın.
Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın.
Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ,
Ne kadar yüce olursa olsun, yarım görünür…
Eşim olma, karım ol!
Bana benzemeye çalışma sakın.
Bana benden lazım değil bir tane daha.
Ama unutma ki sensiz yarımım.
Her zaman söylemem, ama sen anla.
Eşim olma, karım ol!
Beni tamamla…
yüreğime sığmıyorsun…
Gözlerine her bakışımda; gökyüzünün gülümseyen çehresine umut yüklü bulutlar çizebilmek için sepetinde denizler taşıyan mavi yürekli bir çocuk, yemyeşil nehirler serpiyor gözlerime…
Gökyüzüne her bakışımda; gözlerinin yemyeşil iklimlerinden yüreğime süzülen melekler, zümrütlerle bezenmiş kanatlarındaki elmas işlemeli …sevda filizlerini ekiyorlar içime. Ve ben her sabah, daha da büyütebilmek için sevdamı, işte bu umutla kaldırıyorum başımı gökyüzüne…
Ellerine her bakışımda; denizlerin ufukları kucaklayan sinelerinden, sonsuzluğun ab-ı hayatına müştak masmavi umutlar getiren tebessüm sesli martılar konuyor ellerime…
Yüreğime her bakışımda; ellerine ömrümü sunduğum bir melek karşılıyor beni! Zarif kanatlarından sevda türküleri yayılıyor. Gözlerinden yedi veren güllerinin sıcaklığı süzülen bir minik kırlangıç olup götürüyor beni huzurun gizemli diyarına. Çoğalıyor umut!
Önce bulut gibi
Sonra yağmur
Gökyüzü gibi sonra
Gözlerin gibi!
Ellerin açelya, ellerin erguvan
Uzanır da ellerin
Mutluluklar filizlenir
Dokununca yüreğime…
Yüreğine her bakışımda; tarifi imkansız baharlar yeşeriyor içimde! Menekşe bakışlı kır çiçekleri sarıveriyor her yanımı! Küçücük yürekleri mutluluğun sinesinde neşelendirmek için çırpınan yemyeşil parklara, turuncu oyunlar serpen yıldızlar beliriyor göklerimde. O şirin gülüşünle bana hayat veriyorsun!
İnan ki Yar
YÜREĞİME SIĞMIYORSUN…
Öperken Koklamayi ‘SENDEN’ Ögrendim! .
Ve de koklamayi! ..
Ben koklamayi; senin koklamalarindan ögrendim…
…Ben seni duymayi; beni dinleyisinden ögrendim…
Ben seni görmeyi; bana bakisindan ögrendim…
Ben sana dokunmayi; bana dokunusundan ögrendim…
Ve ben…
Ben öperken koklamayi;
Öperken beni koklayisindan ögrendim…
…..
Ben öperken koklamayi
Senden ögrendim! ..
Sen yüregi kipir kipir denizlere kokuyordun…
Sen yesil yansimis bahar göklerine kokuyordun…
Ve sen;
Yikanmak üzere olan topraga kokuyordun aslinda.
Sen ‘sana’ kokuyordun; bana bulanmis…
Sen sana kokuyordun ‘bana’ karisik! ..
Güzelligini hiç bilmez olur muyum;
Toz olup ufalanisini kuruyan terinden arta kalan tuzun! ..
Saçinin dibinde yasayan son damlanin bulasip dudagima;
Parlamasini yâren bir yildiz gibi…
Bilmez olur muyum tuzunun güzelligini? ..
Ben yaprak yaprak açilmayi ve yaprak yaprak oksanmayi senden ögrendim…
Ben koklanmayi…
Ve öperken koklamayi senden ögrendim!
§
Ben seni duymayi; beni dinleyisinden ögrendim…
Ben seni görmeyi; bana bakisindan ögrendim…
Ben sana dokunmayi; bana dokunusundan ögrendim…
Ve ben…
Ben öperken koklamayi;
Öperken beni koklayisindan ögrendim.
…..
Ben öperken koklamayi
Senden ögrendim! ..
dualarım seninle canımın İçi
Kirildin belki de hayata
Belki de küstün.
Dudaklarinda
Hiç hos durmayan kelim…elerle
Sövüp saydin kadere.
Belki de yaktin bir sigarayi ucundan simdi.
Duman duman öfke gözlerinde.
“-Neden? ” diyorsun “-Neden ben? ”
Dilinin ucunda ayni soru
Cevapsiz kaldigini bile bile hemde.
Canin sıkkın biliyorum.
Üzme kendini desem de üzüleceksin..
Hani benTanri derdimde kizardin.
Hani sennasil diyordun?
“-Mevladan ümit kesilmez”
Derdi verdiyse vardir bir bildigi.
Koskoca Mevla
Dermansiz bir derdi elbette vermez.
“Çeken bilir”mis öyle diyorlar
Ama inan bana bitanesi
Seningönlüne düsen bir hüzün damlasi
Benim gönlümde bir firtinadir.
Sanma ki yalniz çekiyorsun..
Karnini deser gibi çektigin agriyi
Neden hep seni vurur hüzün?
Ne ister o güzel yüreginden?
Neden istenmedigini bile bile
Gelir otururo güzel gözlerine bilmem ki
Sabret güzel gözlüm.
Seninde ellerindehüzün yerine
O çok istedigin
Canindan bir can büyüyecekinan buna..
Hadi asma o gül yüzünü
Düsmesin gülüslerin
Bak bu gece Tanriyi öldürdüm ben
Artik Tanri yok!
Senin için hiç bir sey yapamayan ellerimi
Tanri’ya degilseni yaratan
Seni üzen derdi yaratan
Allah’a açtim
Dualarim seninle
Ölecek Bir Yer Bulamıyorum
terli avucunda ölecek bir yer bulamıyorum.
Biliyorum anlamaz ve sıkılmış gözlerle bana baktığını.
Umursamıyorum.
…Biliyorum içindeki çıkmaz sokaklara bir soluk kapılar açamadığımı.
Yoğun bir bataklık kıvamında derinime çektiğimi seni.
Ve nefessiz kalışlarını biliyorum.
Bu yüzden umursamaz bakıyorsun bana
Bu yüzden küskün bakıyorsun.
Sana anlatacaklarımı bir bir unutmak için
büyük yutkunmalarımın üzerine
mataramdan ılımış ve kokmuş bir suyu içiyorum.
Anlatırsam solumayacağını biliyorum.
Kirletilmiş bir havayı soluyorum bu yüzden.
Ve ırzına geçilmiş bir denizin ortasında arınacak bir damla suyu arıyorum.
Kurak bereketsiz toprakların teyemmümüyle,
Ve sıcağıyla,
Lekeli kefenimi yamayıp, huzuruna çıkmaya hazırlıyorum kendimi.
Uzattığın ellerinde
terli avucunda ölecek bir yer bulamıyorum.
Nedir ürküten seni akşamın serininde.
Gözlerini kaçırışını benden.
Sıkılışın, medet umuşun.
Biliyorum hep çok şey istedin,
Mahçubuyetin değil bu yüzden.
Biliyorum iç çekişlerini,
Umursamadığımı düşündüğünü biliyorum.
Aşkla ve yalansız yaşamadığımı,
Sahipsiz bıraktığım tenhalarında dolaşırken gecenin,
İçimin üşümediğini
Ama nedensiz havada kaldığını
Biliyorum.
Bu yüzden kirletiyorum kendimi.
Dönüp yine yanıma sokulacağını ah çekişlerinle,
Alışmaya çalışarak tenimin terli kokusuna
Ve mutlu olmaya çalışarak
Tek sığınağın olduğumu
Ama sığınamadığımı biliyorum.
Sitemimin kendime olduğunu,
Seni bir yük gibi taşımak istediğimi biliyorum.
Omuzlarımda ağırlığını hissetmezken
Kaçış nedenim olacağını,
sen uyumuşken sana sokulacağımı,
Sıcağında tövbeler edeceğimi biliyorum.
Uzattığın ellerinde
terli avucunda ölecek bir yer bulamıyorum.
Yaşama nedeni bulamıyorum koşuşturmalarım arasında,
Ölme nedenimi bulamıyorum,
Bu yüzden nedensiz yaşıyorum.
Kirli parfüm kokuyorum.
Bu kokuyu sevdiğini biliyorum.
Güvende hissettiğini kendini,
Sabah işe gidişlerim olacağını hatırlatıyor sana sanırım.
Uyanacağımı,
Sakalımı kökünden keseceğimi,
Budayacağımı kendimi biliyorum.
Bir ceza olarak
İşbilir bir ifade takacağımı yüzüme.
Sen de biliyorsun,
Bir hoşça kal bekliyorsun benden,
Söyleyemeyeceğimi biliyorum.
Uzattığın ellerinde
terli avucunda ölecek bir yer bulamıyorum.
Bir Şiir
Devamlı değişen müfredat ile,
Kafası karışan bir bedenim ben.
Çırpınıp bir şeyler vereyim diye,
Eriyen, tükenen ve bitenim ben.
Tatili herkesçe dile dolanan,
Geçim derdi ile aklı bulanan,
Susuz, yolsuz dağ köyüne yollanan,
İtiraz etmeden de gidenim ben.
8-5 memurun gözüne batan,
Kimisine göre yan gelip yatan,
Ayın 15′inde maaşı yatan
Ek dersi 10 gün geç ödenenim ben.
İlim düşmanıyla muhatap olup,
Gençliği bir dağın başında kalıp,
Her eylül ayında umutla dolup,
Sonra yavaş yavaş tükenenim ben.
Kırtasiyesini kömüre veren,
Temmuzda zam alıp dilime giren,
Aralık bitince murada eren,
Ocaktan ocağa sevinenim ben.
Bir harf vermek için film çevirip,
Öğretince çocuk gibi sevinip,
8 ay uğraşıp dönüp devinip,
10 dakikaya teftiş edilenim ben.
Kimsesizim, ağam da yok dayım da,
Bir seçimde varım bir de sayımda,
Senede bir defa kasım ayında,
Yalandan kıymeti bilinenim ben,
Bir garip memurum, öğretmenim ben.
Bir Fotoğrafta
Karşımdasın işte…
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi…
Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.
Demiştim sana hatırlarsan:
“Önemli olan
‘zamana bırakmak’ değil,
‘zamanla bırakmamak’tır…”
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır.
Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim…
Nazım Hikmet
Umudumla Seviyorum
Yüreğim;
Pembe camlı bir korunaktı,
Şer sızdırmaz
Sevgiye ve umuda gebeydi.
Kırıldı , Kan sızdı
Korunak, renginden al bir renk aldı
Battı…
O an sen vardın..
Sarılmaya muhtaçtı yüreğim..
Yüreğime saplanan camları ,
Ancak o çıkarabilirdi..
Yapmadı!..Kaçtı..
Sindi köşesine..
Ve inkara yöneldi.
Ben kala kaldım camlı yüreğimle.
Ağlıyordum..
Yalnızdım..
Çaresizdim..
Sana açtım yüreğimi.
Gördün camlı , kanlı yüreğimi.
Korunak kırılmıştı.
Tüm tatlı hayaller kana bulanmış ,
Saçılıyordu tutsak edilen kanlı yerden..
Uzattın elini..
Okşadın yüreğimi..
Elin kana bulandı..
Silmedin, yüreğine sürdün.
Savaş dedin acılı tiz sesinle..
Hayallerin için ,
Umudun ve geleceğin için ,
Gülüşün için savaş dedin…
Yitirdiğimi biliyordun ,
Defalarca anlattın bana..
Yiten sevgi değil diye.
İnsan yiter dedin,
Bir ilişki yiter..
Bir gelecek yiter..
Ama sevgi yitmez dedin.
Yitirmemişse kendini…
Yeni acılar besliyorum.
Kaynağı sevgi ve umut.
Verdikçe sevgiyi acılarıma ,
Kırdıkça her bir umudu ,
Acıların pençesinde..
Acılarımın büyüdüğünü..
Umudumun azaldığını..
Ve hayallerimin yittiğini görüyorum çaresiz..
Acılarını seviyorsun bilirim.
Acılara katlanmayı biliyorsun çünkü.
Hayallerini de seviyorsun..
Çünkü hep umut dolusun..
Dolusun ki dağıtıyorsun..
Ben sevinçlerimi sevmeye ,
Umudu yeşertmeye ,
Her şeye rağmen gülmeye ,
Devam edeceğim..
Edeceğim çünkü hayat buna değer..
Sana dair nice destanlar yazmak isterim.
Her bir kelimesi susuz çölün su damlası misali.
Yitirilmişlik yok sende.
Her kayıp bir kazanç oluveriyor..
Berrak belleğinde.
Ama yorgunsun!..
Yorgunluğun koşturmaktan değil..
Sevdiklerinin yorgunluğunu taşımaktan..
Umut dağıtmaktan bilirim.
Gidenlerin ardından üzülürüz her daim.
Bilmeyiz yanımızdaki değerleri..
Bilmeyiz asıl sevenlerin ,
Kavgada yanımızda olduğunu.
Sen..
Yanımdaydın..
Yanımdasın..
Yanımda olacaksın..
Biliyorum..
Sen dostumsun..
Gülen gözlerimin ışığı ,
Bakışımın diğer kapısı,
Seni umutsuzluğa inat..
Umudumla seviyorum….
Kime Ne
zaman içimde tatlı tatlı büyürken
ağlıyor gönlüm ılık bir mavide,
gecenin sessizliği dolarken yatagıma
düşlerim sensizliğin çaresizliğinde…
adalarımız bile bizsiz sayende artık
koklamaya kıyamadığım fettan sevgilim,
bu kalbi yağmur ellerinle sen mi kıracaktın,
inci sözlü çiğ tanesi…
sözlerini böyle hükümsüz mü kılacaktın…
tekrar geri gelsen bana
öyle ama öyle bir ışıyacakki sorma
ışığı kıt gecelerim…


